Gönderi

Puan vermedi·288 syf.··
2026 20. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2026 14:21
Teknolojik "ilerlemer" ile birlikte imajlar da değişirken bizim dünyayı imaj üzerinden algılama biçimimiz de bundan bağımsız kalmamakta. İmaj değişimlerinin itici gücünün askeri amaçlar olduğu düşünülürse, Kevin Robins'e göre imajların değişimi çok da masumane bir değişim değil. Bugün dünyayı piksel piksel tarayan uydular daha dünün Sovyetlerbirliğini izleme amacıyla geliştirilmişti. Füzeler başlıklarında bulunan kameralar ile hesaplanan hedefe doğru ilerliyorlar. Akeri eğitimler simulasyonlar ile yapılıyor. Savaşlarda kameradan izlenen düşman güçleri imha ediliyor. Araya giren kameralar görüntülerdekilerin birer insan değil, sanki birer video oyunundaki karakterler gibi algılanmasına neden oluyor, özellikle "düşman taraf" ile gerçekçi bir karşılaşma olmamasına da özen gösteriliyor; nitekim karşımızdakinin de bizim gibi bir insan olduğunu fark ettiğimiz an bir kırılma anı olabilir. Gerçek dünyanın acılarının kapı dışarı edildiği, acının olmadığı, kontrol edilebilir bir dünya olan dijital dünya, sanal gerçeklik bize bir devrim diye sunuluyor. Bir bit yeniği aramadan bu değişimleri bir devrim olarak kabul etmenin ne kadar doğru olduğu üzerinde ısrarla durulmuş. Dünyanın her yerinden savaş görüntüleri evlerimize kadar giriyor, bu görüntüler bize bir enformasyon mu sağlıyor yoksa güvenli bir yerde yaşıyor olmamızın üstünlüğünü hissederek bizi rahatlatıyor mu? Bakıp geçtiğimiz felaket fotoğrafları bizi felaketlere karşı daha mı hassas kılıyor yoksa artık kanıksadığımız bu imajlar bizleri daha duyarsız mı yapıyor? Sosyal medyadaki kaydırıp geçtiğimiz felaket fotoğrafları imaj ile bağ kurmamızı engelleyebiliyor. Biraz önce baktığımız felaket videosundan hemen sonra kaydırdığımız ekrana bir reklam düşüyor, biz de saniyeler önce baktığımız trajik durumu bir kenara bırakıp reklamdaki ürün ile ilgileniyoruz. Kevin Robins'e göre imajın değişimi, dönüşümü modernizmin mantığına da oldukça uygun. Diğer şeyler gibi imajlar da artık hesaplanıp, ölçülebiliyor. Hesap işleri haliyle duygu gibi istenmeyen şeyleri dışarıda bırakıyor. Böylece içimizdeki ile dışarıdakinin ilişkisi de değişiyor, dönüşüyor, haliyle bu da düşünme biçimlerimizi etkiliyor. Kitabın üzerinde durduğu nokta okurun bunu fark ederek, gördüğü ile ilişkisini değiştirmesi; bakıp, izlediğimiz şeyleri daha sağlıklı değerlendirmek eskiye göre daha fazla emek istiyor, kişinin bir vizyon sahibi olmasını gerektiriyor. İmaj denilince işin içine sadece teknoloji, ilerleme kavramları girmiyor, bunun yanında bastırılmış duygular, bilinçdığı süreçleri de bu konu kapsamında ele alımış. Modernizimin dışladığı, bastırdığı duygular, arzular bizi hayal gücünden yoksun bırakıyor. Yok olan hayal gücü sinemadan, birbirimizle ilişkilere kadar bütün alanları tesir eden bir etkiye sahip. John Berger'in "İnsan imgeleminin temel yeteneği, bir başka insanın deneyimleriyle özdeşleşme yeteneği" olarak öne çıkardığı insan imgelemi artık özdeşleşmeyi sağlayamamaktadır, Facebook, Instagram gibi uygulamaların olmadığı bir dönemde, 90'lı yıllarda yazılmış bu metin imajların hayatımız üzerindeki etkilerinin arttığı bu dönemde ilgilisi için gecerliliğini hala koruyan imaj konusu üzerine değerli bir çalışma olmuş
İmajKevin Robins · Ayrıntı Yayınları · 201178 okunma
·
26 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.