İlk kitapta şömine başında hayaller kuran küçük kızların artık kendi hayat yollarını çizmesini, yuvalarından birer birer uçmasına şahit olmak hoştu. Meg’in evlilik hayatındaki tatlı telaşları ve gerçekçi çabaları, Jo’nun her zamanki dikbaşlı, bağımsız ruhunu koruma mücadelesi ve yazarlık tutkusu, Amy’nin Avrupa’daki asil ve olgun dönüşümü bence güzel işlenmiş.Ve Beth... Onun sessiz, narin ruhunun tüm aile üzerindeki birleştirici gücü bu kitapta açıkça hissettiriliyor.
Louisa May Alcott bu kitapta evliliğin, sorumlulukların ve hayallerin peşinden gitmenin bazen fedakarlık gerektirdiğini çok naif şekilde aktarıyor. Karakterlerin mükemmel olmaması, hata yapmaları ve hatalardan öğrenerek olgunlaşmaları kitaba olan ilgiyi artırıyor. Küçük Kadınlar ve yine Büyülü Nisan’da olduğu gibi, burada da karakterlerin kendi iç dünyalarındaki sessiz dönüşüm birbirlerine olan koşulsuz bağlılıkları ve hayatın getirdiği zorluklara karşı gelişleri bana iyi hissettirdi. Serinin diğer iki kitabını da okumayı düşünüyorum.