Keşke gerçek olmasaydı... Kitabın daha ilk sayfasında mahkemede çekildiği belirtilen resmin kaldırılmış baskısından dolayı belki gerçek değildir umuduyla okumak. Bir yalı cinayetinin üç kişi gözünden okuyucuya aktarılması.. Birinci bölümde çocukluğu çok fakir bir ailede zor şartlar altında okuyup sıra arkadaşı olan zengin aile çocuğunun babasına erişmek olan zeki kurnaz hırslı ve hatta hırsız bir çocuk... Çocuk aklıyla erişemeyeceği hayatı çalıyor boya kalemleri silgi ve açacak çalarak.. Ama yakalandığı zaman ben kendim verdim diyecek kadar seviyor sıra arkadaşı İrfan'ı.. O ise salaklık olarak nitelendiriyor bu davranışları aralarındaki ilişki bozulsa evlerine gidemesede bir daha İrfan çocuğun avukat babasının etkisinden çıkamayıp.. İş kazasında ölen babasının parasını almak için müteahhittin parasını koparmadan bırakmıyor yakasını.. Yaşı 18 den küçük olduğu için bankaya yatıramıyor parayı ve koynunda taşıyor yıllarca.. Annesi ve kardeşi o parayı hak etmiyor kendince.. akıl etmedikleri için hakta etmiyorlar.. hakimlik stajını yaparken eski ezilmişliği bitmeye, insanlar ancak saygı duymaya başlıyor.. Bu yüzden önüne gelen kendi fakir geçmişindeki gibi bir tabakadan kadının suskunluğunu umursamayışı ve yapmıştır kesin diye düşünmesi ona zerre acıma duymaması.. İdam cezasına bu kadar net karar verebilir olması Faik İrfan Elverir'in.. Melek ise babasının ölümünden sonra annesi tarafından hiç sevilmeyen üvey abisi tarafından sürekli dövülen küçük yaşta yalıya hizmetçi olarak verilen ezilmiş bir köylü kızı.. Yalıdaki yatalak yaşlı kadının altını değiştiren yemek yediren iş yapan ezilen kız çocuğu.. Yatalak koca karının oğlu Hüsrev'in oyuncağı.. Hüsrev'i ailesi yol yordam öğrensin diye Fransa'ya göndermişler ama Hüsrev hafif meşrep kadını peşine takıp eve getirmiş.. kadın parası olan bu adama çok dayanamayıp Boğazın'ın derin sularına atlayıp intihar etmiş.. Meleğ'i bu kadın yerine koymaya başlamış kendi belki de iktidarsız sadece izlemekten tatmin oluyor.. kıza yoldan topladığı adamları getirip türlü türlü işler yaptırıyor komutlarıyla... Kendi eliyle hazırlıyor. Makyaj yaptırıyor ve anlamadığı yabancı dildeki sözleri söyletiyor sırayla.. Yapmazsada cezasını çekiyor Melek.. itaat etmekten başka bir şey bilmiyor...yalının kalfası ve bahçıvanının çocuğu Yalçın ise bu kızın geldiğini dedikoducu annesinden duyuyor ilk yıllar önce çok aklında kalmıyor sonra yıllar içinde görünce aklına düşüyor merak ediyor ne işi olduğunu bu yalıda .. Ama okul koşturmacasıyla unutuyor merakı azalıyor.. Taki yıllar sonra kahvede neden yanına kimse gitmiyor diye düşünüp tek arkadaşı Almanya'ya gidecek Recep'in Hüsrev'i görüp anlattıklarından sonra kıza ne olduğunu kendi gözleriyle görmek için o kervana katılıyor.. Tek amacı Meleğ'i kurtarmak.. cinayet işlemek değil ama nikahlı zengin kocasını öldürünce akrabaları kesin kadın yaptırdı paraya konmak için diye insafsızca yargılıyor tanıklık ediyor hiç tanımadıkları ve bilmedikleri kız hakkında... Melek'te kurtarılcakken asılacak kadın oluyor... Asıl kötü olan kitabın pornografik duygular ile özendirmeye çalışıyor diye imha edilmeye ve cezalandırılmaya çalışılması... Kitabı okurken acıma.. Kızgınlık.. Üzüntü..Öfke vb duygularla okuyan bir okur olarak sadece keşke gerçek olmasa diye ummak.. umduğunu bulamamak.. Kitabın sonunda yer alan Pınar Kür'ün savunmasını okurken rahatlamak... ama gerçek olduğu bilgisini değiştiremeden çokta kalın olmayan yazılanların ağırlığıyla ağır okunan ve okunması gereken bir roman Asılacak Kadın..