Bugün size sadece bir kitap anlatmayacağım; insanın vatanını, kimliğini ve en önemlisi kendi vicdanını nasıl kaybettiğini anlatan sarsıcı bir yolculuktan bahsedeceğim: Ayşe Kulin’in Kanadı Kırık Kuşlar romanı.
Kitapta beni en çok vuran yer, Nazi Almanya’sının gölgesindeki o karanlık bölüm oldu: 'Şeytanın Tahtı - Berlin 1934.' Düşünün; her şeyin mükemmel gittiğini sandığınız bir hayatınız var. Saygındırsınız, mutlusunuzdur. Sonra bir gün bir rüzgar esiyor ve sırf kimliğiniz, kökeniniz ya da düşünceleriniz yüzünden bir gecede 'düşman' ilan ediliyorsunuz. Güvendiğiniz hukuk, komşularınız, sokaklar bir anda size sırtını dönüyor. İşte kitap tam olarak bu kırılma noktasında başlıyor. Nazi zulmünden kaçıp Türkiye’ye sığınan profesör bir ailenin ve onların üç kuşak boyunca süren aidiyet mücadelesinin hikayesi bu.
Bu kitap bana şu soruyu sordurdu: İnsan nerede mutluysa orası mı vatanıdır, yoksa ne kadar uzağa giderse gitsin kalbindeki o kırık kanat hep eski gökyüzünü mü arar?
Eğer sürükleyici, tarihi ama bir o kadar da bugünkü hayatımıza ayna tutan, satır aralarında kaybolacağınız bir dram arıyorsanız bu kitaba kesinlikle şans verin. Okurken her sayfada 'Ben olsam ne yapardım?' diyeceksiniz