·432 syf.··Beğendi
···Okunma: 18 Mayıs 2026 01:58 Gerçekten tam olarak ne hissetmem gerektiğini bilmediğim bir kitap ile karşınızdayım. Kitabın ilk başlarını pek fazla anlayamadım, ilk 30 sayfa kadar diyebilirim. Fakat daha sonra kitap gayet anlaşılır olmaya başladı. Ancak kitabın konusunu yazmıyorum direk Spoiler yorumumla başlayacağım. Tess kocası Trev’i kaybettikten sonra çok uzun bir depresyon yaşıyor. Eşi vefat edeli iki sene olmuş ama halen daha bunu atlatmamış. Erkek karakterimiz Ian ise Bianca isimli hamile bir kadınla onun yanındaki eve taşınıyor. Tess Bianca’yı çok uzun bir zaman Ian’ın karısı zannediyor. Zannetmesin de çok haklı çünkü Bianca’da Ian kocasıymış gibi davranıyor. Açıkçası bu iki kadının arasında çok ciddi bir arkadaşlık olduğunu söyleyemem. Fakat Tess ebe olduğu için Bianca kırsalda yaşadıkları için belki bir gün ona yardım eder diye onunla arkadaşlık kuruyor. Ian meczup bir insan gibi takılıyor. Aslında çok zengin bir ailenin oğlu. Bianca ise hamile olmadan önce çok ünlü bir model. Bu tuhaf üçlü bir gece Bianca’nın suyunun gelmesi ile birlikte, kendilerini çok tuhaf bir ortasında buluyor. Bianca Tess’in tüm çabasına rağmen doğumdan sağ kurtulamıyor. Ve bebeğini Tess’e emanet ediyor. Açıkçası hikayenin burasından sonrası beni birazcık korkuttu. Çünkü Ian aslında bebeğin babası değildi ve Bianca başından beri yalan konuşuyordu. Ayrıca Tess bebeğe saplantılı bir şekilde bağ kurdu. Açıkçası bu bağ hiç hoşuma gitmedi. Çünkü bence kesinlikle hastalıklıydı. Bebeğin gerçek ailesini bulmaya çalışırken tess sürekli bebeği alıp kaçmayı düşündü. Ian ise Tess’i  neden bu kadar çok sevdi asla anlamadım. İlişkileri hiç romantik değildi. Ayrıca kadının çalıştığı yer korkunçtu ve kasabadaki insanlar korkunçtu. Ve hala bebeği o kasabada büyütmek için bir sürü çaba gösterdi. Kitap kendini okutuyor ama bir çok tuhafladığı için de barındırıyor.