·136 syf.··Beğendi
···Okunma: 18 Mayıs 2026 22:41 Amiyane bir tabir vardır;
"Delilik ile dahilik arasında ince bir çizgi vardır."
Caligula'ya bir deli diyebiliriz çünkü fikirleri deli saçması fakat dahiyane yanı çok korkunç. :)
O kadar korkunç ki, çok tanıdık simalar görmek mümkün...
Dünyada savaş başlatan ya da bir ülkeyi b noktasından c noktasına götürmesi gerekirken a noktasına geri gidebilen, ancak geri gidebilen bir karakter. :)
Güç zehirlenmesi yaşıyor desek az olur, doğrudan zehirin kendisi...
Peki dahiliği nereden geliyor, esasen kurnazlık ve zeka kavramını birbirine karıştırıyor olmamızdan bence...
Tıbbın ya da psikiyatrinin erişilmez ya da yetersiz olduğu nokta da teşhişi davranışlarımız koyar.
Bana göre suça gerçek anlamda karışmış her birey esasen psikiyatrik birer hastadır. Bunun ortaya çıkışı bazen bir kayıpla bazen de yönetilemeyen bir öfkeyle ortaya çıkar.
Caligula da hayatında sevdiği bir insanı kaybetmesi sonucu, içindeki kötülüğü dışa vuran bir karakter.
Camus tarafından ilmek ilmek işlenmiş, sığ fikirlerin dile gelişinde vücut bulması sağlanmış...
Kitap kötülüğün ya da faşizmin güzellemesi değil, farkedilmesi meselesi.
Yani karanlık tarafları evet var ama zaten aydınlık ne kaldı ki ya da karanlığı aydın bir tespitle anlatıyorum diyen bir tarafı da var.
Ve ben bunu çok sevdim.
Kesinlikle en direkt ve samimi...
Varoluş felsefesiyle ilgilendiğim dönemde Camus'un birçok kitabını okumuştum fakat bu eseri gözümden kaçmış, kesinlikle tavsiye ederim.