Gönderi

son nefese kadar
10/10
·472 syf.··
2026 31. kitabı
Yazma Selamlar nasılsınız? Bugün sizlere @ilknuryaylımateşi’nin kaleminden çıkan #sonnefesekadar ile geldim.Daha ilk sayfasından itibaren beni içine çeken, yer yer kalbimi sıkan, yer yer gözlerimi dolduran ama elimden asla bırakamadığım bir kitap oldu diyebilirim Çünkü içinde ilk görüşte aşk var, kırgınlık var, sırlar var, kıskançlık var, düşmanlık var. Mısra bir hacker. Staj görüşmesi için Baybars Holding’e gittiği gün aslında hayatının tamamen değişeceğinden habersizdi. Beklerken şirkete yapılacak suikast planını duymasıyla kendini büyük bir karmaşanın içinde buluyor. Ve işte tam o anda karşısına Cesur Baybars çıkıyor. Namıdiğer Kral. Cesur’un Mısra’yı ilk gördüğü anı çok sevdim. O kızıl saçlara bakıp annesini hatırlaması, daha ilk saniyeden içinde başka bir şey hissetmesi. Ama o an yaşanan büyük patlama her şeyi altüst ediyor. Mısra’nın gözlerini kapatmadan önce söylediği “Ellerimi bırakma” cümlesi ise kalbime işledi resmen. Çünkü Cesur o eli gerçekten hiç bırakmıyor. Hastane süreci, korkular, koruma içgüdüsü derken Mısra’yı evine götürüyor ve aile sıcaklığını o kadar güzel hissediyorsunuz ki Özellikle Tena onun yaşadıkları, annesi olmadığı halde Alya’ya annelik yapışı, anne olabilmek için doğurmak yetmiyorun kanıtıydı. İçinde taşıdığı yaralar gerçekten çok dokundu bana. Sonra bizim Kral ile Kızıl Kraliçe’nin aşkını okumaya başlıyoruz. Ve inanın öyle güzel seviyorlardı ki bazı sahnelerde istemsizce gülümsedim. Cesur’un sahiplenişi, Mısra’nın sevgisi, aralarındaki bağ çok güzeldi. Sonsuzluk Kayalığı sahneleri ise tam anlamıyla kalbime işlendi. Ama her güzel şeyin içinde saklı bir karanlık vardır ya. İşte bu hikâyede de geçmişten gelen düşmanlıklar vardı. Balabanlar ve Baybarslar arasındaki o nefretin sebebini öğrendiğimde gerçekten şok oldum. Ve gelelim beni en çok sinirlendiren yere. Cesur’un Mısra’yı yanlış anlaması. Ahh Cesur ahhh! Bir insan sevdiğine dinlemeden nasıl bu kadar ağır konuşabilir dedim resmen. Mısra’nın ona güzel bir sürpriz hazırladığı gece yaşananlar kalbimi paramparça etti. Hele o kırıldığı anlar. Gözlerim dolarak okudum. Ama asıl canımı acıtan şey Mısra’nın yaşadıkları oldu. Düşmanın ona yaptığı şeyler gerçekten çok ağırdı. Okurken içim sıkıştı, çaresizliğini hissettim. Ve kendini Sonsuzluk Kayalığı’nda bulduğu sahne. İşte orada tamamen koptum kitaptan. Cesur’un gerçeği öğrenince yaşadığı pişmanlık, kaybetme korkusu, delirmiş gibi Mısra’yı arayışı. Hepsi o kadar yoğundu ki. Kitap o noktadan sonra bambaşka bir hal aldı zaten. Bana göre en güzel yanı ise şuydu insan ne kadar kırılırsa kırılsın, sevdiği kişi için yeniden ayağa kalkabiliyor. Emir, Leyla ve Cesur arasındaki bağ ne? Mısra’ya ihanet eden kişi kim? Cesur’un sakladığı büyük sır ne? Sürekli gelen 11.11 mesajlarının ardındaki gerçek ne? Mısra'nın babasının sakladığı çok büyük sır ne? Hepsinin cevabı ve çok daha fazlası bu hikayenin içinde saklı. Ben okurken hem sinirlendim hem üzüldüm hem de bazı yerlerde kalbim sıcacık oldu. Eğer siz de duygu yoğunluğu yüksek, gizemli, bol sır saklayan ve aşkın sınandığı kitapları seviyorsanız kesinlikle şans vermelisiniz derim. Her Ay Okuyanlar Kulübü
1000Kitap
Son Nefese Kadarİlknur Yaylımateş · Parana Yayınları · 202644 okunma
··
53 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.