Sessizce taşınan yaraların hikayesi...
Puan vermedi·480 syf.··
Beğendi
·
2026 63. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 17:12
“Bazı kadınlar yalnızca bir hayat yaşamaz; sustukları her acıyı, içlerine gömdükleri her kırgınlığı ve yine de dimdik ayakta kalmayı öğretir bize.” Sinan Akyüz , kalemiyle geçmişin tozlu sayfalarını yalnızca anlatmıyor; yaşamış insanların acılarını, suskunluklarını ve yarım kalan hikâyelerini de yüreğimize bırakıyor. Fidan Hanım kitabını Okurken yalnızca bir karakterin hikâyesini okumadım kadınlarının görünmeyen yüklerini,omuzların da ve yüreklerinde nasıl taşıdıklarını, kaderine boyun eğmeyi ve aşk'a, sevgiliye nasıl sahip çıkılır kol kanat gerilir, tutku nasıl yerini şefkata bırakırı okuyarak iliklerinize kadar ürpererek hissediyorsunuz. Bu kitabı bitirdiğimde üzerimden bir enkaz geçmiş gibiydi. İnsan bir an durup düşünüyor: Bir kadın, bir insan bu kadar acıya nasıl dayanabilir? Hayat bir insanı bu kadar çok sınar mı? Hep imtihan mıdır insanın kaderi? Hiç mi mutlu bir anı olmaz, hiç mi nefes aldığı bir huzur köşesi kalmaz? Sayfalar ilerledikçe yalnızca Fidan Hanım’ın hikâyesini okumadım; insanın taşıyabileceği acının sınırlarını da sorguladım. Bir kadının yirmi yılını güvenerek verdiği, ömrünü paylaştığı bir insanın sonunda ona yaşattıkları… İnsan böylesi bir kırgınlığın ardından hiç pişmanlık duyar mı? Ya da pişmanlık duyduğunda sevdiğine kızmadan, gücenmeden nasıl veda eder? Hiç mi öfkelenmez, hiç mi içi isyan etmez? Belki de bazı insanlar, kırgınlığını bile sessiz yaşamayı seçer. Belki de en ağır acılar, dışarı taşmayanlardır. Sinan Akyüz ’ün en sevdiğim yanlarından biri, karakterlerini kusursuz kahramanlar gibi değil; kırılmış, yorulmuş, bazen çaresiz ama yine de yaşamaktan vazgeçmeyen insanlar olarak anlatması. Ve gerçek hikayeleri kaleme alması. Bu yüzden Fidan Hanım yalnızca bir roman değil, kadınların görünmeyen mücadelelerine tutulmuş bir ayna gibi geldi bana. Kitap boyunca sık sık şunu düşündüm: İnsan neden en çok sevdiğine kırılır? Ve neden bazı insanlar üzüntülerini hep içine atar? Belki de hayat, en çok sustuklarımızın ağırlığıdır. Bu kitap bittiğinde yalnızca bir hikâyeye veda etmedim; bir kadının sessizce taşıdığı yük omuzlarınıza sindi. Bazı karakterler kitapta kalmaz; gelir, kalbinizin bir köşesine yerleşir. Fidan Hanım benim için tam da öyle oldu. Kitabı kapattığımda geriye yalnızca bir hikâye değil, uzun süre zihnimde yankılanan sorular kaldı. Çünkü bazı kitaplar okunup bitmiyor insanın içine çöküyor. Ve insan en çok da sevdiğine veda edebilmeli. Arkanızda yarım kalmış veda hikayeleri bırakmamanız dileği ile keyifli okumalar diliyorum.
Fidan HanımSinan Akyüz · Alfa Yayınları · 2025856 okunma
·
172 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.