Puan vermedi·112 syf.··Beğendi
···Okunma: 15 Mayıs 2026 00:03 Bazı kitaplar vardır, kapağını kapattığınızda bitmez; aksine, o an başlar içinizde yankılanmaya.
Turgut Uyar’ın Göğe Bakma Durağı, sadece bir şiir kitabı değil, modern dünyanın gürültüsünden kaçıp sığındığımız o daracık, ama gökyüzü kadar geniş boşluğun adıdır. Okurken hissettiğim şey tam olarak şuydu: Yorgun bir ruhun, başka bir yorgun ruha fısıldadığı o büyük teselli.
Uyar, bizi önce şehrin o mekanik, ruhsuz kalabalığıyla yüzleştiriyor. Hepimiz bir yerlere yetişiyoruz, hepimiz bir şeylerin telaşındayız. Ama tam o noktada şair elimizden tutuyor:
İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
Bu dizeleri okurken, insanın kendi gözlerini bile nasıl hoyratça harcadığını fark etmesi ne kadar acı, değil mi? Gözlerimi al kurtar derken aslında sadece bakmaktan yorulduğumuz binaları değil, içimizdeki o bitmek bilmeyen bakma zorunluluğunu da kasteder şair. Hüzün burada başlar; kurtarılmaya olan ihtiyacımızın derinliğinde.
Kitabın geneline hakim olan o ikimiz duygusu, aslında büyük bir yalnızlığın paylaşılma çabasıdır. Sanki dünya üzerimize yıkılmaktadır da, sadece göğe bakarak bu yıkımdan kurtulabilirmişiz gibi:
Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum
Bu dizeler, insanın en zayıf anında bile bir başka insana tutunarak nasıl kalabalıklaşabileceğini anlatıyor. Ama bu kalabalıklaşma, dışarıdaki o yabancı kitleye dahil olmak değil; aksine onlardan kaçıp iki kişilik bir dünya kurmaktır. İşte bu kitabın en hüzünlü yanı da bu: Dışarıya kapalı, sadece gökyüzüne açık o kırılgan dünya.
Çünkü Turgut Uyar, mutluluğu parıltılı reklam afişleri gibi sunmaz bize. O, mutluluğu bir durakta beklemek gibi anlatır. Beklemek ise doğası gereği hüzünlüdür. Kitap boyunca hissettiğim o ince sızı, aslında hepimizin ortak dertlerinden besleniyor: Zamanın geçmesi, şehrin bizi yutması ve anlamını yitiren kelimeler.
Durma göğe bakalım
Bu bir emir kipi değil, bir yalvarıştır aslında. Bakalım ki, yerdeki o çirkinliklere alışmayalım demektir.
Göğe Bakma Durağı, her okunduğunda insanın içinde bir yerleri sızlatan ama o sızıyı bile sevdiren bir eser. Eğer siz de bazen bu dünyaya ait değilmişsiniz gibi hissediyorsanız, kalbinizin orta yerinde bir yerlerde o durağı bulacaksınız.
Turgut Uyar’ın da dediği gibi, her şeyin bittiği yerde tek bir çare kalıyor: Göğe bakmak. Çünkü gökyüzü, henüz kimsenin kirletemediği tek özgürlük alanımız.
Okuduğunuz her satırın ruhunuzda bir iz bırakması dileğiyle.