Blaire, 40. yaş gününde hayatının en büyük şokunu yaşamaya hazırlanan, işini her şeyin önünde tutan hırslı bir emlakçı. Ancak o görkemli doğum günü partisi, alkışlarla değil, karanlık bir bodrum merdiveninin sonunda son buluyor.
Kızı Caitlyn ile erkek arkadaşı yüzünden yaşadığı sert tartışma ve iş kolikliği nedeniyle eşiyle aralarındaki o bitmek bilmeyen gerginlik, partinin neşesini çoktan gölgelemişken; Blair kızını aramak için evin altını üstüne getiriyor. Tam bodrum merdivenlerinin başında durduğu sırada arkasından gelen o sesle irkilmesi ve bir elin onu karanlığa itmesi her şeyi değiştiriyor.
Gözlerini hastanede açtığında ise zihni bomboş. O geceye dair hiçbir şey hatırlamayan Blaire, parçalar yavaş yavaş yerine oturdukça birinin onu öldürmek istediğinin farkına varıyor. Kitap boyunca tamamen Blaire’in gözünden, etrafındaki herkesin birer şüpheliye dönüşmesini ve geçmişin kirli çamaşırlarının dökülmesini izliyoruz.
Başlarda oldukça merak uyandırıcı bir giriş yapsa da, ilerledikçe temposu biraz yorulabiliyor. Türün sıkı takipçileri için muadillerinin arasından sıyrılıp o vurucu etkiyi yaratmakta biraz zayıf kalıyor.
Psikolojik gerilim dünyasına yeni adım atanlar için çerezlik bir kitap olarak okunabilir.