·416 syf.··Beğendi
···Okunma: 20 Mayıs 2026 13:23 Spoiler içeren yorum:
Okuduğum en kaliteli kitaplardan biri.
Yazar temayı öyle güzel işlemiş ki, olayları o kadar güzel sıralamış ki, birkaç bölümde Elizabeth ve Calvin’in hikayesine bağlandım ve Calvin ölünce içim Elizabeth kadar burkuldu…
Elizabeth 50-60 yıllarında cinsiyetçi toplumun içinde, normların dışında bir hayat stili ve düşünce tarzıyla, biliminsanı olarak varolmaya çalışan bir kadın. Aynı zamanda anne. Ve yemek yapmanın ciddi bir kimya işi olduğunu anlatan, bunu yaparken yaptığı bilimsel konuşmalar ve dobralığı sayesinde bir yandan hayat dersi vererek devrim yaratan harika bir yemek programı sunucusu.
Kadınların yaşadığı haksızlıklar, cinsiyetçi muameleler öylesine sinir krizi geçirmeme neden oldu ki… zaman zaman kitabın içine atlayıp karakterleri boğasım geldi. Bunun yanında dini temsil eden insanların pislikleri de cabası… malesef ki hepsi gerçekten olan şeyler.
Kurgu, hakkını vere vere feminizm karşıtı düşüncelerin ne kadar saçma ve korkunç olduğunu defalarca okurun yüzüne vuruyor. Feminist düşünceye karşıt insanların hala aramızda olması çok acı. Bence bunu tam olarak anlayamayan bir kesim var. Cinsiyet eşitliği biyolojik olarak benzer olmak demek değildir, aynı haklara ve aynı olanaklara sahip olabilmek, aynı muameleyi görebilmektir ve kitap bunu çok güzel bir olay örgüsü içinde vurgulamış. Bir kadın da bir erkek gibi hem kariyer hem çocuk yapabilir. Bir kadın da biliminsanı olabilir. Bir kadın da kürek sporu yapabilir. Bir kadın da savaş temalı kitaplardan, arabalardan hoşlanabilir… çünkü erkek de kadın da insandır ve bunların temeli cinsiyete değil, karaktere/eğitime/yetiştirilme tarzına dayanır.
Bu arada kadınların, erkeklerin zeka ve mizah anlayışlarına aşık oldukları ve tiplerini önemsememeleri detayı gözümden kaçmadı. Elizabeth hoş bir kadınken, aşık olduğu adam çirkin olarak betimleniyordu ama Elizabeth için Calvin onun ruh ikiziydi.
Rollerin tam tersini çok sık göremiyoruz… Yanlış anlaşılmasın, bunu feminizm üzerinden erkek karşıtı olmak için söylemiyorum, ki zaten dediğim gibi, feminizmin temelinde anlatılmak istenen bu değil. Sadece hala toplumda olan, “kusursuz görünen kadın” arzusu üzerine bir bakış açısı eleştirisi. Neyse. Kısaca bir kadın için zeka ve mizahın tipten çok daha önemli olabildiğini ișlemesi hoşuma gitti, kendimden bir şeyler bulmak güzeldi.
Not olarak, köpeğin hislerinin ve düşüncelerinin konuşturulması da çok tatlıydı. Favori karakterim 06:30!
Dili akıcı, olaylar sürükleyici ve anlatım tarzı mizah doluydu. Bence herkesin okuması gereken bir kitap. Yorumumu kitabı okumadan gördüyseniz bile bence alın ve okumaya başlayın.
Ayrıca bir sezonluk tamamlanmış bir dizisi de varmış. Hemen izlemeye gidiyorum...