Gönderi

Puan vermedi·120 syf.··
2026 17. kitabı
İyi mi kötü mü diye çok git gel yaşadım kitap boyunca, net bir kanaat bildirmek yerine eksilerini ve artılarını yazacağım. Bir kere daha kitabın başında yazar taşları anlatıcı yaparak gerçekliği kırıyor ve kitabı fantastik ögelere hazır hale getiriyor. Bu açıdan karakterlerin hiçbirisini gerçek olarak ele almıyorum, hepsi birer alegori benim için. Aksi durumda zaten o yaştaki çocuklardan o tarz davranışlar beklenemez. Bu bir tespit, eleştiri değil. Yani neden gerçek karakterler yok diye kitaba gömecek değilim. Benim kitabı eleştireceğim nokta yazarın asıl amacına yönelik olacak. Övgüyle devam edelim şimdilik. Çok sade, çok akıcı bir dili var kitabın ve buna karşılık çok da lirik, şiirsel bir dili var. Bunları çok beğendim, gel gelelim son noktada üslupçuluktan çok da ileriye gidemedi kitap benim için. Tamam üslup güzel, yer yer muazzam hatta belki gereğinden fazla aforizmalar var ama sonuç? Tüm bunların sonunda kitap bize ne vermek istiyor, yazar ne yapmak istiyor? Engelli bireylere toplumca ve -elbette bireysel olarak- sıklıkla farkında olmayarak yaptığımız zorbalıkları bana göstermesi dışında ne kaldı elimde? Bana sorarsanız tüm bu şiirsel dili, alegorileri tek bir şey için kullanıyor yazar; kendi kişisel gelişim mottosuna bizi ikna etmek. Acı olgunlaştırır, sessizlikte bilgelik saklıdır, cevaplar doğadadır, her şey birbirinin devamıdır, hiçbir şey yok olmaz vs. vs. İşte bu noktada yazar ile tamamen ayrılıyorum. Bu kadar didaktik bir şey okumak benim hoşuma gitmez genelde, o sebeple bu da gitmedi. Onca güzel pasajdan, cümleden sonra kitabın sonunda bana kalan şey yazarın spritüal hayat görüşü, üstelik benim hiç benimsemeyeceğim de bir görüş.
Taşların AnlattığıClara Dupont · İletişim Yayınları · 20262,563 okunma
·
47 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.