Anne with an E dizisini izlerken hissettiğim o duyguyu çok iyi hatırlıyorum; yeşilin her tonuyla içimizi ısıtan o atmosfer, bana hep Heidi huzurunu, doğanın o şifalı ve saf halini hatırlatırdı. Sımsıcak bir aileye dönüşmeyi ve o muhteşem dostlukları izlemek ruhu dinlendirirdi. İşte masamdaki bu kitap, tam da o büyüleyici dünyanın yaratıcısından çıkan bir başka ruh ikizi: Emily Yeni Ay'da. Prens Edward Adası’nın eşsiz doğasına ve sıcak aile bağlarına aşıksanız, Yeni Ay Çiftliği’nin kapısını mutlaka aralayın derim
Ancak Emily, Anne’in neşeli dünyasından biraz daha farklı ve derin bir yolculuk.
Kitaptaki doğa tasvirleri insanı hemen bir ağacın gölgesine yerleştiriveriyor. Fakat Emily’nin bağ alanı biraz daha mistik; o rüzgarın fısıltısını dinliyor, adeta doğanın kucağında şifalanıyor. Dizideki o aile olma hikayesi ise burada daha dişli bir mücadeleye dönüşüyor. Anne sevgisini dışa vuran bir çocukken, Emily bir o kadar içe dönük ve asil. Karşısındaki katı ve köklü Murray ailesiyle gururları çarpışırken, aralardan sızan gizli şefkati okumak tam bir aile hikayesi lezzeti veriyor. Üstelik tıpkı dizideki gibi, toplumun kalıplarına uymayan çocuklarla kurduğu, birbirlerinin yaralarını saran muazzam bir dostluk grubu var.
Anne konuşarak dünyayı fethederken, Emily yazarak kendi krallığını kuruyor. Yaşadığı yasları ve haksızlıkları eski fatura koçanlarına yazarak dışarı vuran inatçı, güçlü bir şair o. Kısacası bugün masamda tam da özlediğim o nostaljik, samimi ve doğayla iç içe aile sıcaklığı var. Ama bu sefer hikaye daha gizemli ve elinden kalemi düşürmeyen bir genç kızın ruhunu taşıyor.
Kütüphaneme şimdiden çok yakıştı