Öyle bir kitapla geldim ki okurken aklımda hep şu soru belirdi ;
️Hepimiz bir başkasının hikâyesindeki rolümüzü ezberlemeye çalışarak yorulmadık mı?
Kadınlara doğdukları günden itibaren yüklenen iyi evlat, uslu kız, fedakar anne,Sabırlı eş gibi rollerin birer hapishaneye dönüşebileceğini vurgularken ,bu ezberlenmiş rolleri oynamaktan yorulup durmayı ve "Ben aslında kimim?" sorusunun peşinden gitmeyi göze almaktır.
Kadına ayna tutan, aynadaki o yorgun kadının kusurlarını değil, içindeki muazzam potansiyeli ve güzelliği görmesini sağlayan, başucunda her sarsıntıda yeniden açılıp okunacak bir şefkat manifestosudur.Birçok kadın merkezli kitap, kadınların uğradığı haksızlıklara odaklanıp biz okuyucuları bir öfke ya da kurban psikolojisinde bırakabilir. Ama hayır bu öyle değil aksine dışarıdaki dünyayı iyileştirmeye çalışırken içeride unuttuğun o kadının elinden tut ve onunla yeniden tanışmaya sevkediyor.
İbn Haldun’un "Coğrafya kaderdir" sözünden yola çıkılarak, bu topraklarda kadın olmanın getirdiği zorlukların ve kederin, bilgeliğe nasıl dönüştürülebileceği ilmek ilmek işlenmiş ve Farabi’nin "erdemli toplum" anlayışından, Nietzsche’nin sarsıcı "kendini aşma" ve "üstinsan" arayışına kadar kadim felsefi öğretiler yer alıyor.
Kitap ismi "Canım Kadın" Hitabı ise , kadının topluma, ailesine, eşine veya çocuklarına "feda ettiği" ömrünü geri kazanmasını söylerken,
yazarın sürekli "Canım Kadın" diye seslenmesi bir lütuf değil, kadının kendine söylemeyi unuttuğu o şefkatli kelimeyi hatırlatma çabasıdır.En derin mesajı ise ; kendini sevmenin ve kendine acımanın bir bencillik değil, bir varoluş zorunluluğu olduğudur.
Başkalarının yazdığı senaryolarda figüran ya da kusursuz bir oyuncu olmayı bırak; kendi hayat hikâyenin başrolü ve yazarı ol.
Ve bunu yaparken, dünyaya dağıttığın o sonsuz şefkati ilk önce kendinden esirgeme.
Kitap "İnanırsan yaparsın!" tarzı içi boş bir motivasyon kitabı da değil.
Özetle; kendi sesini duymak, dayatılan senaryolarda en iyi olmak yerine kendi varoluş sancısından yeni bir "ben" doğurmak isteyen her kadının başucunda bulundurabileceği, samimi ve akıcı bir eserdir.