·208 syf.··Beğendi
···Okunma: 21 Mayıs 2026 13:51 Merhabalar. Kitabın benim için ayrı bir yer edindiğini söylemek istiyorum. Sevebileceğimi biliyordum ama böylesi.. Hani bazı kitaplar olur ya kendinizi yakın hissedersiniz, karakteri çok benimsersiniz. Hah, işte Homongolos benim için öyle bir karakterdi. Kendi özelliklerimi falan bir kenara bıraktım. Sadece Homongolos'un özelliklerini düşündüm.
Kitap iki bölümden oluşuyor. Sârâ'nın mektupları ve Homongolos'un ölen arkadaşı Necmet'e yazdığı mektuplar. Sârâ'nın mektupları olayı daha derinlemesine ele alıyor. Günlük gibi. Homongolos daha çok kendi duygularını yazmış. Ve Homongolos'un mektupları beni derinden sarstı. Ölü birine mektupları yazacak kadar kimsesiz kalmak...
Bilmiyorum, mesela Sâra kitabın sonunda cidden onu sevseydi nasıl olurdu? Gerçi genelde trajik sonların insandaki etkisi daha derin olur. Bundan dolayı daha çok seviliyor olabilirler. Mutlu son olsaydı sever miydim bu kadar? Belki hayır ama Homongolos'un mutlu olmasını kesinlikle isterdim.
Yalnız Homongolos'un trajik sonunu getirmesi acaba birini sevme duygusunu tattıktan sonra başka bir isteğinin olmaması mıydı? "Sen artık öldün oğlum, dedim, onun gözlerinde büsbütün başka bir dünyaya baktım... Artık yaşayamazsın..." diye bize önceden bir ipucu veriyor sanki. Kendi mektuplarında da Necdet'e bu konu hakkında bahsetmiş. Necdet'in sevip sevildiği bir dünyadan göçüp gittiğini, kendisinin bunu tatmayacağını.. belki de bundan dolayı sonunu getirmiştir. O sevginin sonsuz olmasını istediği için..
Necdet kim derseniz bahsedeyim: Ziya yani Homongolos'un tek arkadaşı idi. Arkadaş olmalarındaki sebep de Necdet'i kendisine benzetmesiydi. İkisi de okula ilk başladıklarında mahzun olmalarından dolayı zorbalık görmüşler. Ziya sonrasında kendiyle yaptığı bir çatışma sonrasında mahzun olmayacağını, asıl korkulması gerekenin kendisinin olması gerektiği sonucuna varmış. "Kuvvet o kadar ehemmiyetli değildir... İnsanın gözü pek olmalı..." diyor Ziya. Çünkü 8 yaşında ailesinin onu çirkin ördek yavrusu gibi görmesinden sonra yatılı olarak okula yazdırılmış. Zorbalık görmüş.
Necdet de ailesini kaybetmiş. Sadece abisi kalmış ve o da harbe gideceği için Necdet yatılı olarak okula başlamış.
İkisinin de ailesi yok. Necdet zorbalık gördüğü için Ziya ile aynı durumda oluyorlar. Gerçi Necdet'in zorbalığa uğradığı dönem Ziya okulda fırtına estiriyordu. Necdet'in zorbalığa uğradığını görünce, ki kendine benzettiği için, onu kurtarıp arkadaşı olmuş.
Necdet, Ziya ile harpteyken bomba sonucu güzel yüzü korkunç bir hâle gelmiş. Ağır yaralı olduğu zaman Ziya hastanede onun yanında kalmış. Necdet'in nişanlısı son kez de olsa görmek istemiş ve onca yolu katetmiş. Ama Ziya izin vermemiş. İki genç yalvarmış ama Ziya Necdet'in yüzünü nişanlısına göstermemiş. Zira eğer nişanlısı Necdet'i o hâlde görmüş olsaydı korkacaktı. Necdet de son nefesini ıstırap çekerek verecekti. Bu kısımda şöyle bir alıntı var:
"Sen çirkinliğin ne olduğunu anlamadan yaşadın. Anlamadan öldün. Homongolos bu derdin ezeli âşinasıdır. Kimse hakikati onun kadar acı tecrübelerle görüp anlamamıştır. Evet, Remide ( Necdet'n nişanlısı) seni gördüğü zaman korkusundan feryat edecek, ellerini yüzüne kapayacaktı. Sen belki bu hareketi görecek, tesellisiz ölecektin. Sevdanız bir anda bir eski hâtıra haline gelecekti." diyen Ziya'ya cidden Homongolos demek doğru olur mu?
Sırf çirkin olduğu için sevilmeyi hak etmediğini düşünen birisi. Çünkü zamanında bunun için aileden kovulmuş. Hâliyle sevmeyi kendine yasaklamış. Böyle çirkin bir mahlukatın sevgisine kim karşılık verir ki!
Kadın düşmanı denmesinin sebebi de bu aslında. Sevme hakkını kendinde bulmadığı için insan içine , özellikle hanımlar arasına, pek çıkmıyor. Çıksa bile kadın düşmanı diyeceğimiz tabirleri bulunuyor. Aslında bu onun kendini koruma şekli.
Başta Sârâ (başrol kadın karakter ) seveceğim karakter olur sanıyordum . "Kadın düşmanı" diye bahsedilen Ziya beyi seveceğimi düşünmezdim doğrusu. Ama Sârâ'nın kıskançlığı, kendini beğenmişliği.. yahu kadın, kuzeninin sevilmesini kıskandığın için nişanlısını kendine aşık etmeye çalışmak nedir yahu! Başta kadın düşmanına bir ders vermek istediği için biraz sevmiş olabilirim ama Homongolos'a bu derece bir oyun oynamak.. kuzenine böyle bir şey yapmak..
Yani tam Ziya birini sevmişken onun imkansız olması yüreğimi acıttı. Aslında burda asıl kalpsizin Sârâ ve ona yandaşlık eden insanların asıl kalpsiz olduklarını düşünüyorum. Başkalarının duygularını hiçe sayıp tam kalbine oynamak asıl kalpsizlik değil midir?
Bu kitap yüreğimi dağladı doğrusu. Yeri bende özel bir yerde saklı kalacak. Bencillik mi olur bilmiyorum, kitabı insanlara önermem gibi.