Zamanı geldi.
Ben Medusa, sonunda kendi hikâyemi anlatacağım. Bana inanmak zorunda değilsiniz, sizden tek istediğim dinlemeniz.
Bu dünya bunu bana borçlu.
Sanıyorum adımı duyduğunuzda aklınıza o her zamanki resim geliyor; öldürücü gözler, tüyler ürpertici bir suret ve o meşhur yılanlı baş. Sizi hayal kırıklığına uğrattığım için üzgünüm ama gerçek şu ki ben aslında epey sıradandım, en azından bir süreliğine. Yani, okuduğunuz her şeye inanmamalısınız, hikâye anlatıcılığı bazen çok tehlikeli olabiliyor.
Kendi çağımda hakkımda birçok şey söylendi: Ayartıcı kadın. Yalancı. Canavar. Katil. Tecavüz kurbanı.
Görünüşe göre insanlar sonuncuyu unutuyor.
Fakat tarihi kazananlar yazar. Ya da daha basit bir ifadeyle tarih, erkekler tarafından yazılır.
Güzel bir ölümlü olarak doğan Medusa, deniz tanrısı Poseidon tarafından tecavüze uğramadan önce tanrıça Athena'nın yeminli rahibesiydİ. Kıskançlıktan dolayı Athena, Medusa'yı baktığı herkesi taşa çeviren korkunç bir canavara dönüştürdü . Hikayenin kahramanı Perseus (aynalarla yaptığı kurnazca bir oyun sayesinde taşlaştırma olayından kurtularak) sonunda Medusa'nın kafasını keserek onu öldürdü ve bu kafayı bir silah olarak kullandıktan sonra Athena'ya güzel bir hediye olarak sundu.
MEDUSA yı hep canavar olarak bilirdik ya gerçek canavar tanrılarsa ...