11.Yüzyılın İslam Coğrafyasında,Horasan'ın Tus şehrinde dünyaya gelir Gazali.Çocukluk yıllarından itibaren Bilgi Felsefesi Gazali'nin yakasını asla bırakmaz.1091 yılında Bağdat'taki Nizamiye Medresesinin Baş Müderrisi olur.Bu andan itibaren sadece düşünen değil,temsil görevi yüklenen bir alim olur.Ömer Hayyam gibi düşünürler de o cağda ön plana çıkan isimlerdendir.Ortada Felsefe vardı ama buna paralel olarak da bir huzursuzluk vardı.Bu anlamda Gazali'nin içinde çatlaklar oluşmaya başlar.Konuşur ama kalbi kendisine eşlik etmez.Filozofları okudukça bir tutarsızlık gördü.Huzursuzluğu artınca görevini bırakır.
Gazali Selçuklu'nun güçlü bir şekilde hüküm sürdüğü yıllarda yaşar.Her ne kadar Selçuklu Siyasi ve İktidari olarak güçlense de Zihni ve ahlaki yönden istikrar gösteremez.Bilgiye ihtiyaç duyulması ile tartışmalar başlar.Ancsk tartışmslsr hakikati aramak yerine sınır çizer.Gazali'nin filozofları eleştirmesi çoğu zaman yanlış anlaşılır.Oysa Gazali onlara bir saldırı değil,bir hesaplaşma yapmaktadır.Gazali Felsefeye değil aslında Filozofların haddini aşmasına karşıdır.Tutarsızlık diye bahsettiği şey ise filozofların her konuda kesinliklik dilini kullanmasıdır.Filozoflar da Gazali'yi anlamak istemez.Çünkü Gazali Felsefesyi alışılmamış bir biçimde eleştirir.Filozofların öncülerini tek tek çürütür.Bu da tabi onların işine gelmez.Zamanla Gazali'ye bu bağlamda iftiralar da atılır.
Gazali'nin Dünyaya bakış felsefi çok hoşuma gitti.Gazali'nin meselesi Dünya değil,Dünya ile kurulan bağdır.Gazali'ye göre dünya bir amaç değil, araçtır.Bu ayrımda çoğu kişi Gazali'ye katılmaz çünkü işlerine gelmez.Nitekim bu dünyada ölümsüz gibi davranmak gibi bir huyları olduğu için bu dünyaya bağlanırlar. Gazalinin bu felsefesini kitapta derinlemesine okuyoruz.Zaman algısı,erteleme hastalığı,dil gibi konularda güzelce irdelenmiş.
Bu güzel eseri herkese tavsiye ederim.Okumamda emeği geçen İLKNUR teşekkürler