·224 syf.··Beğendi
···Okunma: 21 Mayıs 2026 20:06 __**Kitabı bitirdikten sonra karakterlerin hayatımdan çıkıp gitmesi biraz tuhaf hissettirdi, sanki uzun süredir dertleştiğim arkadaşlarımı uğurlamışım gibi... Şadan, Cevher ve Sabiha... Her biri aslında hepimizin içinden bir parçayı temsil ediyor sanki.
Şadan mesela; onun o iç dünyasındaki gelgitleri, her şeyi içine atıp sonunda o "yel değirmenine" nasıl kapıldığını izlemek çok çarpıcıydı. Kendi kendine kurduğu o sessiz mücadeleleri, aslında hepimizin zaman zaman yaşadığı o "kendimle baş başa kaldığımda ne yapacağım?" sorusunun cevabı gibiydi.
Cevher ise hikayenin o damarlarından biri. Onun hayata bakışı, eksikleri ve hatalarıyla o kadar bizden, o kadar "gerçek" ki... Karşınızda kusursuz bir kahraman yok, aksine yaraları olan, bazen hata yapan ama yine de ayakta kalmaya çalışan bir insan var. Bir an durup "Yahu yapma, neden böyle yapıyorsun?" demek istiyorsunuz, sonra bakıyorsunuz ki aslında o da sizin kadar çaresiz.
Ve tabii Sabiha... Onun duruşu, olaylara bakış açısı, o kendi içindeki sessiz çığlığı hikayenin duygusal yükünü taşıyan en özel kısımlardan biriydi. Şadan ve Cevher arasındaki o dengede, bazen bir köprü, bazen de hikayenin en duygusal kırılma noktası gibiydi.
Sevda Öğütür karakterleri adeta canlı birer insan gibi önümüze sermiş. Onların birbirleriyle olan ilişkileri, birbirlerinin hayatlarına dokunuşları çok "bizden". Kimse kimseden üstün değil, kimse mükemmel değil; sadece hayatın rüzgarlarına karşı durmaya çalışan üç insan. Bittiğinde onları özleyeceğimi hiç düşünmezdim, ama gerçekten sanki birileri hayatımdan çıkıp gitmiş gibi hissetti__m.**