Charlotte Perkins GilmanKadınlar Ülkesi
Şimdi eleştireceğim çoğu şey, bu eserin henüz 1915 yılında yazıldığını ve buna rağmen o zamanki şartlara göre fazlasıyla iyi bir şekilde feminizmi ele aldığını değiştirmeyecek ancak yine de günümüzde okuduğumda çoğu şey kafamı karıştırdı. Öncelikle hikaye, üç genç adamımızın bir keşif için kadınlar ülkesine gitmesini ve orda 'rehin' tutulduklarını anlatıyor. Bu karakterler ;
Van - Anlatıcı, objektif.
Jeff - Fazla saf, hayalci.
Terry - Kansız herifin teki, kadın düşmanı.
Benim en çok hoşuma giden karakter (yazımsal olarak) tabii ki Terry oldu. Bunun nedenine gelirsek bu karakter o kadar sinir bozucu ki bu kitabı okuyan insanlar otomatik olarak ona katılmamaya/onu yanlış bulmaya başlayacaklar, üstelik bu adamın bir kadın tarafından bu kadar iyi bir şekilde yazılması beni benden aldı. Terry'den iliklerime kadar nefret ettim, çoğu zaman çelişkili bir şekilde diğer iki adam için sözde 'karakter gelişimi' uygulansa da çizgisini bozmayan tek kişi bu şerefsiz oldu.
Onun dışında 'Kadınlar Ülkesi' kesinlikle yaşamak istemeyeceğim bir ülke -sebebi erkeklere bayılmam değil tabii ki- yazar ne kadar hayal gücünü elinden geldiğince kullanarak bir şey oluşturmaya çalışsa da çoğu şey anlamsız ve ele tutulur hiçbir açıklaması olmayan olaylar. Hatta çoğu sayfada anlatıcımız olan Van'ın asla sorunun çözümlerini bize anlatmadığını görüyorum, sadece birkaç teorik şey anlatıp aradan sıyrılıyor.
Kadınların topraklarının ne kadar bereketli, yemeklerinin ne kadar lezzetli, kumaşlarının ne kadar kaliteli olması ile ilgili çıkarımları bence de gayet doğru ama bu kadınların kendi kendilerine bakire bir şekilde doğum yapabilmeleri ve buna rağmen nüfusu doğru şekilde kontrol edebildiklerini duyduğumda ve bunun asla bir nedenini göremediğimde açıkça kafam karıştı. Bir sayfada Ellador, anne olmayı hak etmeyen kadınların doğurmasına izin vermediklerini söylemişti, gülmekten karnım ağricak çünkü ilk sayfalarda da başka bir karakter bunu demişti; 'Bütün kadınlar anne olmayı hak eder ve herkese bu hak tanınır'
Yani şimdi elimizde hem birden bire hamile kalabilen kadınlar var hem asla kürtaja izin vermeyen/bebeklere tapan bir toplum, hem de nüfus artışı yüzünden zaten küçük olan ülkenin besinlerin azalma sıkıntısı var. Ve buna 'akıllıca' bir çözüm buluyorlar. Yav bize de anlatsanıza o çözümü?
Ben bu konuyu beğensem de işlenişini hiç beğenmedim. Aşırı şişirilme bir kitaptı. Yine de yazarı bu konu da eleştirmek istemem, yılına göre elinden gelenin en iyisini yaparak feminizmi ele alan bir bilim kurgu yazmayı başarmış.
Kadınlar ÜlkesiCharlotte Perkins Gilman · İthaki Yayınları · 201819,8bin okunma