Öncelikle bu kitabı benimle birlikte okuyan sayın Edebiyatçı Şair hocama teşekkür ederim.
Abdulrazak Gurnah, “kültürler ve kıtalar arasındaki uçurumda sömürgeciliğin etkilerine ve mültecilerin kaderine ışık tuttuğu” için 2021 Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanmış bir yazar. Kumdan Yürek de benim onunla tanıştığım ilk kitap oldu. Üstelik kitap, Shakespeare’in Kısasa Kısas eserinden esinlenerek yazılmış. Bu yüzden kitabı okumadan önce o esere göz atmak güzel olabilir diye düşünüyorum.
Gurnah, Nobel ödülünü aldığından beri okumayı istediğim yazarlardan biriydi. Açıkçası bu ödülü almasaydı yollarımız ne zaman kesişirdi bilmiyorum. Bu kitap sayesinde Zanzibar edebiyatıyla da tanışmış oldum.
Kitap; göçmenlik, aidiyet ve kimlik arayışını Salim karakteri üzerinden anlatıyor. 1960’ların Zanzibar’ı ile 1990’ların Londra’sı arasında geçen hikâyede, genç yaşta Londra’ya gitmek zorunda kalan Salim’in yaşadığı yalnızlığı, uyum sürecini, aile içindeki kırgınlıkları ve içindeki özlemi okuyoruz. Özellikle annesine yazdığı mektuplar beni çok etkiledi. İnsan bazen en çok söylemek istediklerini bile içine atıyor ya, Salim de tam olarak öyle bir karakterdi.
Kitabın dili oldukça sade ve akıcıydı. Yormadan ilerleyen ama içinde yoğun duygular barındıran bir anlatımı vardı. Bir yandan Salim’in Londra’daki hayatına alışma çabasını okurken, diğer yandan onun kendine ait bir yer bulmaya çalışmasına tanıklık ediyoruz. Aslında kitap boyunca sadece bir göç hikâyesi değil, insanın kendini ait hissetme çabasını da okuyoruz.
Ben severek okudum. Hatta bazı anlarda kendimi hikâyeye öyle kaptırdım ki karakterlerle içimden sürekli tartıştım. Bence bir kitabın insana bunu hissettirebilmesi çok kıymetli. Bu kitap sayesinde Abdulrazak Gurnah ile tanıştığım için de ayrıca mutluyum.
Kitabı ilk kez senin alıntılarınla tanıdım Gülşahım ve en kısa zamanda okuyacaklarım listesine ekledim. İncelemelerini bayılarak okuyorum gerçekten kalemine yüreğine sağlık canım Gülşahım ❤️