“Beni uzaktan izledin bir süre. Çok karışıktım, dokunmadın. Sonra.. Usul usul yanıma yaklaştın, kulağıma eğilip hayatın aslında güzel olduğunu fısıldadın. Dehşetle açtığım gözlerle baktım hışımla, öfkeyle; hayat nasıl güzel olabilirdi, bu korkunç bir yalan değilse neydi! “
.
“ Soraya ‘Hiçbir zaman’ diye sayıklıyordu hep, inancını kaybettiği günden beri Murat’ı düşünürken.. ‘Hiçbir zaman seni affetmeyeceğim.’ Şimdiyse, bu çaresiz cümleye iki kelime daha eklenmişti: ‘ Hiçbir zaman, öldüğünde bile, seni affetmeyeceğim.”
️
Hayatta ki herşeyini kaybetmiş bir kadın daha başka neyini kaybedebilir ? Elinde kalan tek şeyi tabiki kadınlığını.. Yaşayabilmek yada çoğu zaman yaşatabilmek için.. Soraya da aynen böyle yapıyor.. Savaş sonrası gelmeye mecbur kaldığı Türkiye deki sığınma kampından felçli babasını ve annesini kurtarmak için kendini feda ediyor. Lakin bunun sonunda hem kendini hem de ailesini kaybediyor. Bu kitap Suriye deki savaş sonrası çoğumuzun etrafımızda sık sık gördüğü ‘Suriyeli Kadınlar’ dan sadece biri olan Soraya’nın acı dolu hikayesini anlatıyor.
️
Kitap 2015 Berlin Film Festivali’ne seçilmiş. Ama açıkçası ben kitapla ilgili eksik kalmış yanlar olduğunu düşünüyorum. Hikayeler ve kişler çoğu yerde havada kalmış. Sıradan denilebilecek düzeyde bir hikaye hatta. Keyifli okumalar ️️