·
Okunma
·
Beğeni
·
1465
Gösterim
Adı:
Soraya
Baskı tarihi:
Haziran 2015
Sayfa sayısı:
256
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059913911
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Destek Yayınları
Aşk bütün savaşlardan güçlüdür çünkü daha yıkıcıdır...

Henüz yirmi yaşındaki güzeller güzeli Soraya, şehirleri öfke ve kan kokan Suriye'deki acımasız savaştan kaçıp kendisine yepyeni bir gelecek yazmak umuduyla sığınmıştı Türkiye'ye... Kaderinin kalemi başkalarının elinde olan Soraya, kendisinden otuz yaş büyük evli bir adamla evlenmeye razı olduğunda onu savaştan çok daha ölümcül bir gelecek bekliyordu aslında:
AŞK...

* * *
Savaş, kamp, esaret ve kumalık... Aşkın barınamayacağı bu sıkıntılı hayat çıkmazlarında kendi mucizesini yaşayan Soraya'nın nefes kesen duygu dolu hikâyesini gazeteci-yazar Meltem Yılmaz kaleme aldı.

Suriye'deki içsavaştan kaçıp hayatta kalma mücadelesini Türkiye'de sürdürmeye çalışan sığınmacıların dramını tarafsızca ve tüm çıplaklığıyla anlatan Meltem Yılmaz, gerçek bir hayat hikâyesinden ustaca kurguladığı romanında savaşların insan ruhunda bıraktığı derin yaraları da cesaretle gözler önüne seriyor.

Sarsıcı öyküsü, akıcı dili ve detaylardaki zenginliğiyle dikkat çeken Soraya her sayfasında merak ve beklenti yaratarak, okuru trajik olduğu kadar heyecan dolu bir serüvene de sürüklüyor..
256 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Kitabı merakla iki günde okudum. Kitap beni çok etkiledi. Herkesin okumasi gereken kitaplardan biri. Böylece empati duygusu gelişebili. Gerçekten en çokta erkeklerin okuması gereken bir kitap bence. Suriyeli bir kadın Soraya, savaştan kaçan aşka sığınan Soraya. Güçlü bir kadın aşka yenildi. Olayların gerçekte yaşanması ayrı üzücüydü. Soraya bir kenara Nur'un yaşadıkları da küçümsenemezdi. Soraya'yı suçlayamadım, Nur'u da suçlayamadım. Burda suçlanması gereken Murat'tı. Soraya'nın sonu çok üzücü ve hiçbir kadının yaşamaması gereken bir şeydi.
Suriye, Türk, Türkmen farketmez hiç bir kadın karakter kitapta yaşanılanları yaşamamalı. Bunun için elimizden geleni yapmamız dileğiyle. Umarım Türkiye de yapılan yanlışlıklardan dönülür bir şekilde. Bazı şeyler Türkiye gerçekleriydi. Herkes dini kendine göre yorumlarsa böyle olur işte. Muta nikahından tut, çok eşliliğe.. Aracı Halil de ayrı bir olaydı zaten.
Okuyanlar ne demek istediğimi anlarlar diye umuyorum.
256 syf.
·4 günde·9/10
Suriye'den kaçan mülteci bir kadının hikayesi anlatılıyor. Ölüm korkusuyla topraklarını bırakıp bilinmezliğe doğru yola çıkan yüz binlerce insanın yaşadıklarından çok da farklı değil bu kadının hikayesi. Türkiye'de yaşadıkları ise Suriye'deki iç savaşı aratır türden.
Yirmili yaşlarda genç bir kız olan Soraya, ailesiyle birlikte Suriye'nin Humus kentinde yaşıyor. Suriye'de yaşanan siyasi olaylar bu kenti de etkiliyor ve halk binlerce kişinin katıldığı yürüyüşler, protesto gösterileri ve çatışmalarla özgürlükleri için savaşıyorlar. Ancak her başkaldırışta daha şiddetli olaylar meydana gelmeye başlıyor.
Humus kentine bombalar düşüyor. Evler yıkılıyor, şehir yerle bir oluyor. Bu saldırılar sırasında bir çok insan hayatını kaybediyor. Abisi Muhammet orada ölüyor. Soraya gözlerini bir hastane odasında açıyor ve babasının felç kaldığını öğreniyor. Annesi ise oğlunun ölümünden kendisini sorumlu tutuyor. Tam anlamıyla yıkılan bu şehirde insanlar bir an önce şehirden çıkmaları gerektiği düşüncesiyle yollara düşüyor. Soraya ise herkes gibi felçli babası ve annesini alarak tek çare olarak gördüğü Türkiye'ye gitmelerinin doğru olacağını düşünüyor.
https://kitapgunesim.blogspot.com.tr/...ya-meltem-ylmaz.html
256 syf.
·5/10
“Beni uzaktan izledin bir süre. Çok karışıktım, dokunmadın. Sonra.. Usul usul yanıma yaklaştın, kulağıma eğilip hayatın aslında güzel olduğunu fısıldadın. Dehşetle açtığım gözlerle baktım hışımla, öfkeyle; hayat nasıl güzel olabilirdi, bu korkunç bir yalan değilse neydi! “
.
“ Soraya ‘Hiçbir zaman’ diye sayıklıyordu hep, inancını kaybettiği günden beri Murat’ı düşünürken.. ‘Hiçbir zaman seni affetmeyeceğim.’ Şimdiyse, bu çaresiz cümleye iki kelime daha eklenmişti: ‘ Hiçbir zaman, öldüğünde bile, seni affetmeyeceğim.”

Hayatta ki herşeyini kaybetmiş bir kadın daha başka neyini kaybedebilir ? Elinde kalan tek şeyi tabiki kadınlığını.. Yaşayabilmek yada çoğu zaman yaşatabilmek için.. Soraya da aynen böyle yapıyor.. Savaş sonrası gelmeye mecbur kaldığı Türkiye deki sığınma kampından felçli babasını ve annesini kurtarmak için kendini feda ediyor. Lakin bunun sonunda hem kendini hem de ailesini kaybediyor. Bu kitap Suriye deki savaş sonrası çoğumuzun etrafımızda sık sık gördüğü ‘Suriyeli Kadınlar’ dan sadece biri olan Soraya’nın acı dolu hikayesini anlatıyor.

Kitap 2015 Berlin Film Festivali’ne seçilmiş. Ama açıkçası ben kitapla ilgili eksik kalmış yanlar olduğunu düşünüyorum. Hikayeler ve kişler çoğu yerde havada kalmış. Sıradan denilebilecek düzeyde bir hikaye hatta. Keyifli okumalar ️️
256 syf.
·4 günde·8/10
Gerçekten muhteşem bir kitaptı. Kitaba başlamadan önce çok büyük bir beklentim vardı. Beklentilerimi fazlasıyla karşıladı. Çok akıcı ve kendini çabucak okutturan bir kitaptı. Çok duygusal ve dolu doluydu. İşlediği konu olsun, karakterleri olsun kitap harikaydı. Bir kadının yaşadığı zorlukları, olaylara yaklaşımını çok güzel anlatmış yazarımız . İnsana empati yaptıran, kimseyi diline, dinine göre yargılamamamızın gerektiğini anlatan bir kitaptı. Kitap gerçek bir olayı mı anlatıyor bilemiyordun ama günümüzde bu gibi olaylar çok oluyor. Ve bunlar çok üzücü gerçekler. Kadına uygulanan şiddet, taciz... Ben kitabın son iki sayfası dışında çok ama çok sevdim. Sonu bana göre daha farklı olabilirdi. Ama yinede çok başarılı bir kitaptı bana göre.
256 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Anlaşılır bir anlatım ve akıcı bir dil kullanılan bu eser konusu itibariyle günümüz Türkiye ve Suriye konusundaki gelişmeleri de içerisinde bulundurması sebebiyle ayrı bir önem arz etmekte ve güzellik barındırmaktadır. Keyif alarak okudum.

Soraya adlı başkahraman ve ailesi, Suriye/Nusaybin'de ikamet etmekte iken yaşanan iç karışıklık sebebiyle bir gün evlerinin bombalanması sonucu evsiz kaldıklarından ve bu kaos ortamında artık yaşayamayacaklarını anladıklarından Türkiye'ye göçerler. Soraya ve ailesinin Türkiye'deki yaşam koşulları, hayata tutunma çabaları ve başlarından geçen olaylar eserin konusunu teşkil eder.
256 syf.
·4 günde·8/10
Ülkemiz gündemini ve yaşamını etkileyen Suriyede yaşanan ve savaştan kaçanların acı dolu hikayesi...
Eve düşen bir bomba ve herşeyini ailesini.... kaybeden dahası onları o halde gören çocuklar...Savaştan eksik çıkmak zor olmalı hayata 1_0 yenik başlamak gibi... Ülkemize kimse gelmesin istemiyoruz diyoruz bu bağlamda okuması gereken bir kitap aslında.. İnsanların hüzünlü acılı hikayelerini... vatan topraklarını nasılda bırakıp can korkusu ile kaçtıklarını anlatıyor.... Sorayanın humustan urfaya urfadan mardine mardinden antep e uzanan zorlu kamp günleri...yokluklar ve imkansızlıklar ile hayatını idame ettirmeye çalışan insanlar...
Savaş...kamp...esaret ve kumalık günleri...
Bir solukta okunan, her bir sayfası incelikle kurgulanmış bir roman... keyifle okudum demek zor çünkü acılar keyifle okunmuyor... Hayatın acı gercekleri ....
256 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Gün geçtikçe empati yeteneğini kaybeden bir ülkeye dönüşüyoruz.Bunu kavramam dışarı çıkarken insanların birbirlerine takıldığı tavırdan, yüzlerindeki alaycı bakışlarından ya da insanların artık çabuk sinirlenmesini görmem bu durumu kavramama neden oldu. Empati konusunun bu kadar önemli olması Soraya kitabını okurken bir kez daha gözüme çarptı.


Bu kitapta beni en çok etkileyen bir durumsa okuduklarımın Türkiye'ye sığınan Suriyeli savaş mağduru genç bir kızın hayat hikayesinden kurgulanarak romana dönüştürülmüş olması. Yani okuduğum her şeyi biri gerçekten yaşamış olması. Kimsenin Soraya'nın yaşadıklarını yaşamasını istemem. Onun o yaşama tutunmasını ve yaşam umudunun çürütülmesini okuduğumda özellikle güçlünün gücünü sadece kendi çıkarları için kullandığını okumak benim insanlara olan güvenimi bir kere daha sarstı.


Suriye'deki iç savaştan kaçarak Türkiye'ye mülteci olarak gelen Soraya'nın hüzünlü hikayesini okuyoruz. Soraya'nın savaşın tam ortasında bile olsa yaşama tutunma çabası ile başlıyor kitap ve acılı yaşamı ile devam ediyor. Yazar, betimlemelerden yararlanarak okuyucunun savaş durumunu, savaşın insanlara neler yaşattığını anlamasını istemiş.


"Soraya, genç adamın buradan önceki hayatını merak etti, ya artık olmayan kolu gibi hayalleri de patlayan bir bombayla yok olduysa?"


"Bir bomba, basit bir bomba, küçük bir çocuğun gözyaşlarını bu kadar kimsesiz bırakacak güce sahip olabilir miydi?"


İşte Soraya böyle bir savaşın ortasından kaçmak istedi. Özgür olabileceğini düşündüğü bir yere kaçmak. Türkiye'deki kamp ise onun beklediği gibi özgür bir hayat sunmadı ona. 20 yaşındaki Soraya'yı 50 yaşındaki Murat ile imam nikahıyla evlendirmek zorunda kaldı ailesi. Çünkü yaşam kampta zordu ve bunu hepsi biliyordu.


Benim sinirime dokunan ise Murat'ın Soraya'yı kendisine 2. karısı olarak yani kuma olarak alması oldu. Karısının erkek çocuk doğuramaması (Şuna açığa da vurmak lazım bir bebeğe Y kromozonunu erkek verir. Yani her kız çocuk doğduğunda kadını suçlayan bakışların aslında erkeğe gelmesi gerekiyor. ) Bir de şöyle bir şey var Murat'ın eşi ona mükemmel 3 kız çocuğu doğurmuş. Onlara babalık yap. Ve İlla ki evlenmek istiyorsun karını boşa ve çocuklarına bakacağının garantisini ver. Başka bir kadını eve kuma olarak getirmek iki kadını da mutsuz eder.


Kitabın ilerleyen bölümlerinde Murat'ın başına gelenleri okuyunca takdir-i ilahi dedim. Ancak savaştan kaçıp Murat'a aşk ile sığınmak isteyen Soraya bu aşkın sadece tek kişilik olduğunu anladığında savaşın yıkamadığı umudu Murat yıkmış oldu.


Kitabın sizi sarsacağına eminim. Bu yüzden okumadan önce mutlu bir hikaye okumayacağınızı bilmeniz gerekiyor.
256 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Soraya, Suriye'den kaçan mülteci bir kadının hikayesini konu alıyor. Aslında onları gündelik hayattan hepimiz tanıyoruz. En işlek caddelerin köşe başlarında, metrolarin giriş çıkışlarında kucaklarında çocukları ile oturan kadınlar, trafik ışıklarında beklerken mendil satmaya çalışan çıplak ayaklı çocuklar... Soraya'da ülkesindeki savaştan dolayı herşeyi bırakıp Türkiye'deki kamplara gelmek zorunda kalan 20 yaşında bir kız. Yaşadıkları ve yaşamak zorunda bırakıldıkları hiç de kolay şeyler değil. .

Yazar, yıllarca uyuşturucu bağımlılığı, sokakta yaşayanlar, kimsesiz çocuklar, mülteciler, şiddet gören kadınlar gibi alanlarda bir çok yazıya imza attığı için kitabı da çok başarılı bir şekilde kaleme almış. Akıcı bir dille, sarsıcı bu öyküyü tüm gerçekleri ile olduğu gibi kullanarak deneyimini ve ustalığını konuşturmuş. Savaş, kamp, esaret, kumalik başlıkları arasında yeşeren aşk hikayesi de yaşanılan dramda biraz nefes almamızı sağlamış.
"Hayat, savaş mağdurları için, bir adım sonrasını hiç bilememenin verdiği tedirginlikten ve sonrasında, doğal bir vazgeçişten ibaretti."
Meltem Yılmaz
Sayfa 51 - Destek Yayınları
''Düğün ile cenazenin birlikteliği nasıl bir şeyse, Türkiye topraklarındaki insan kalabalığı da öyle bir manzaraydı. İnsanlar bir yandan canlarını kurtardığına seviniyor, bir yandan da sefalete sürüklenmiş olmaktan kahroluyordu.''

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Soraya
Baskı tarihi:
Haziran 2015
Sayfa sayısı:
256
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059913911
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Destek Yayınları
Aşk bütün savaşlardan güçlüdür çünkü daha yıkıcıdır...

Henüz yirmi yaşındaki güzeller güzeli Soraya, şehirleri öfke ve kan kokan Suriye'deki acımasız savaştan kaçıp kendisine yepyeni bir gelecek yazmak umuduyla sığınmıştı Türkiye'ye... Kaderinin kalemi başkalarının elinde olan Soraya, kendisinden otuz yaş büyük evli bir adamla evlenmeye razı olduğunda onu savaştan çok daha ölümcül bir gelecek bekliyordu aslında:
AŞK...

* * *
Savaş, kamp, esaret ve kumalık... Aşkın barınamayacağı bu sıkıntılı hayat çıkmazlarında kendi mucizesini yaşayan Soraya'nın nefes kesen duygu dolu hikâyesini gazeteci-yazar Meltem Yılmaz kaleme aldı.

Suriye'deki içsavaştan kaçıp hayatta kalma mücadelesini Türkiye'de sürdürmeye çalışan sığınmacıların dramını tarafsızca ve tüm çıplaklığıyla anlatan Meltem Yılmaz, gerçek bir hayat hikâyesinden ustaca kurguladığı romanında savaşların insan ruhunda bıraktığı derin yaraları da cesaretle gözler önüne seriyor.

Sarsıcı öyküsü, akıcı dili ve detaylardaki zenginliğiyle dikkat çeken Soraya her sayfasında merak ve beklenti yaratarak, okuru trajik olduğu kadar heyecan dolu bir serüvene de sürüklüyor..

Kitabı okuyanlar 52 okur

  • Ezgi Atılgan
  • Sinem Yetim
  • Gülsüm
  • Semra bilgi
  • Ender Özden
  • Sebiha Mayti
  • Veli şahin
  • Esma Nur
  • FÜSUN AYDEMİR
  • SELDA ÖZTÜRK

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%17.6 (3)
9
%11.8 (2)
8
%41.2 (7)
7
%5.9 (1)
6
%5.9 (1)
5
%5.9 (1)
4
%0
3
%5.9 (1)
2
%5.9 (1)
1
%0