·232 syf.····Okunma: 21 Mayıs 2026 15:58 "Bütün yazarlar ölülerden bir şeyler öğrenir. Yazmayı sürdürdükçe, sizden önceki yazarların eserlerini keşfedersiniz; ayrıca, onlar tarafından yargılandığınızı ve sorumlu tutulduğunuzu hissedersiniz. Ama sadece yazarlardan değil, eskiden yaşamış herkesten, her şekilde bir şeyler öğrenebilirsiniz. Çünkü ölüler geçmişi, öyküleri ve bazı gerçekleri (Wilfred Owen'ın Yeraltı Dünyası'na inişi anlattığı "Strange Meeting" adlı şiirinde dediği gibi, "anlatılmamış gerçekleri") kontrol eder; dolayısıyla da eğer anlatıcı olmak istiyorsanız, geçmişteki bu zaman katmanlarıyla eninde sonunda ilgilenmeniz gerekir. Söz konusu zaman dün bile olsa, şimdiki zaman değildir. İçinde yazmakta olduğumuz şimdiki zaman değildir." (s.205)
Bitti diye neredeyse yas tutacağım kitaplardan biri daha.
Kitabın alt başlığı "Bir Yazarın Yazmak Üstüne Düşünceleri". Bu kadar iştahımı kabartan bir konuda, kim yazmış olursa olsun o metni zaten büyük bir ilgiyle okurum gibi geliyor bana ama Margaret Atwood'u okumak bir başka. Bu kitabı okurken, okuyormuş gibi değil de bu harika kadınla sohbet ediyormuş gibi hissettim.
Edebiyata hem çok satan bir yazarın baktığı yerden, hem okurların gözünden bakmış bu kitapta. Yazma işine atıldığı, yazar olmayı kafaya koyduğu günden itibaren "yazmak" ile ilgili gördüğü, duyduğu, düşündüğü ve yaptığı her şeyi su gibi şeffaf bir şekilde öyle güzel anlatmış ki, kitap bitsin istemedim. İlham kaynaklarına ve alıntılara da bolca yer vermiş, kaynakça kısmı bu kitabın cüssesine göre biraz kabarık ve siz de benim gibi okuduğu kitapta adı geçen diğer kitaplara, yazarlara takılıp gitmeyi seven biriyseniz cebiniz biraz yanabilir. Bu kitabı okurken çok fazla kitap sipariş ettim. Atwood okumayı çok ama çok özlemişim. Ursula LeGuin'den sonra ikinci annem gibi kendisi.