Uzun zamandır rafta sırasını bekleyen Gece Sesleri’ne sonunda kulak verip bana neler fısıldayacağını merak ederek elime aldım. Her zaman yaptığım gibi okumaya başlamadan önce küçük bir araştırma yaptım ve okurların büyük kısmının kitaba tek yıldız verdiğini gördüm. Bu durum merakımı daha da artırdı. “Acaba ben kaç yıldız vereceğim?” diye düşünerek başladım.
Kitap ilerledikçe yapılan yorumların nedenini daha iyi anladım. Hatta okudukça kitabın tek yıldızı bile hak etmediğini düşündüm; fakat daha düşük bir değerlendirme olmadığı için ben de mecburen tek yıldız verdim.
Roman, Ege bölgesinde köklü bir ailenin kuşaklar boyunca kendi içinde yaşadığı olayları ve sırları, aileye sonradan dahil olan anne-kızın gözünden anlatıyor.
Bu kitaba eşlik etmesi için paralel olarak Sarı Sıcak na da başladım. Böylece birbirine yakın coğrafyalarda yaşayan insanların hayatlarını farklı yönleriyle görme fırsatı buldum.
Bir tarafta yokluk, açlık ve çaresizlik içinde yaşam mücadelesi veren insanlar vardı. Diğer tarafta ise varlık içinde büyüyüp kendi ahlaki çöküşlerinin içinde kaybolan karakterler… Aynı toprağın insanları olmalarına rağmen yaşadıkları sınavlar bambaşkaydı. Biri insanın acizliğini ve hayata tutunma çabasını gösterirken, diğeri bastırılmamış arzuların ve yozlaşmanın insanı nasıl çürüttüğünü anlatıyordu.
Ayşe Kulin’in kalemine ve olay örgüsünü kurma biçimine yabancı değilim. Yine oldukça akıcı ve kolay okunan bir anlatımı var. Ancak benim asıl rahatsız olduğum nokta, kitapta geçen bazı sorunlu ilişkilerin ele alınış biçimi oldu. Evet, dünyanın her yerinde korkunç gerçekler yaşanıyor ve bunlar edebiyatta da işlenebilir. Fakat ben yazarın bu konuları aktarış şeklini oldukça problemli buldum. Olaylara yeterince mesafeli yaklaşılmadığını ve bazı noktalarda rahatsız edici biçimde normalleştirildiğini hissettim.
Kitap bittiğinde geriye bende kalan şey hüzün ya da etkilenmişlik değil, yalnızca büyük bir hayal kırıklığı oldu.
Gece SesleriAyşe Kulin · Everest Yayınları · 20175,7bin okunma