Tayfun DirimEksik On Beş
Herkes "ahlâk bozuldu" diyor ama gerçekten bozuldu mu, yoksa biz zaten uzun zamandır aynı yerde sayıyorduk da sadece şimdi mi fark ettik? Suçu gençlere atmak kolay, çünkü böyle olunca kimse kendine dönüp bakmak zorunda kalmıyor. Oysa asıl mesele başka: Herkes anlaşılmak istiyor ama kimse anlamaya çalışmıyor. Herkes konuşuyor, kimse dinlemiyor. Ve en kötüsü, sessiz kalmayı bir erdem sanıyoruz. "Hiçbir şey yapmazsam kimse kırılmaz" diyoruz, susmayı iyilik zannediyoruz. Halbuki bazen susmak, yanlışın büyümesine izin vermektir.
İyilik kolay değil, emek ister. Sabır ister. İnce düşünmek ister. Kötülük ise çaba bile istemez, insanın kendini serbest bırakması yeter. Bu yüzden kötülük çoğu yerde hep bir adım önde başlar. Sonra kırmızı çizgiler çekiyoruz, sınırlar koyuyoruz ve o sınırlar sanki başından beri varmış gibi davranıyoruz. Belki de sorun ahlâkın bozulması değil; herkesin kendini haklı görmesi ve kimsenin kendini sorgulamaması. Çünkü bazen toplum dediğimiz şey, insanların birbirini değil, sadece kendi doğrularını savunmasından ibarettir.