Merhaba Sevgili Okur
Babası Ziya Sancak’ın, kimsesiz Ayşen’e kendi evladı gibi sahip çıkması evin dengelerini değiştirirken Asım’ın ona karşı duyduğu öfke ve küçümseme de giderek büyür. Annesini doğarken kaybeden, babasının kim olduğu bilinmeyen Ayşen; dedesiyle yaşayan, yalnızlığını kitaplara sığınarak hafifleten bir genç kızdır.
Üniversiteyi kazanıp özgürlüğüne kavuştuğunu düşünen Asım’ın hayatı, üç yıl sonra Ayşen’in de aynı üniversiteye gelmesiyle yeniden değişir. Babasının Ayşen’i Asım’a emanet etmesi ikisini istemeden aynı hayatın içine sürükler. Ayşen içten içe Asım’a sevgi beslerken, Asım ise Kız Kulesi’ne karşı yapılan bir buluşmada Firuze ile tanışır. Kendinden beş yaş büyük olan Firuze’nin yanında ilk kez gerçekten anlaşılmış hisseder.
14 Temmuz 1981’de babasının ölüm haberi her şeyi yarım bırakır. O acı gün, Asım’ın içindeki boşluğu daha da derinleştirir. Babasının ardından tutulan yasın içinde kendi duygularına yabancılaşırken, geçmişin yükünü tek başına taşımaya çalışır.
Firuze dışarıdan güçlü görünse de suskun bir ruh taşır. Asım onun sessizliğinin ardındaki yaraları hisseder ama fazla yaklaşmaya cesaret edemez. Murat ile Hilal’in evlenip memlekete dönmesiyle dostlukları da zamanla eksilir. Bu süreçte Ayşen, Ahmet ve Asım’ın dostlukları güçlenir
Her karakter biraz eksik, biraz kırgın ama yine de hayata tutunmaya çalışıyor. Yalnızlık, aidiyet arayışı, çocukluk yaralarının yetişkinlikte bıraktığı izler ve dostlukların geçiciliği oldukça etkileyici bir şekilde işlenmiş.
Yeni bir kalem olmasına rağmen, satırlarında bir Türk edebiyatı klasiği okuyormuş hissi vardı. Dili, karakterlerin derinliği çok iyi işlenmişti. Karakterleriyle birlikte uzun süre zihnimde yaşayacak bir roman oldu. Siz de mutlaka tanışmalısınız.
✿Hep kitapla kalın