Gönderi

9/10
·192 syf.··
2026 4018. kitabı
Laura Esquivel’in kalemini daha önce Acı Çikolata ile tanımıştım ama Lupita Ütü Yapmayı Seviyordu bambaşka bir yerde duruyor. Kitabı okurken kendimi bir polisiye romanın içinde gibi hissettim ama bu bildiğimiz klasik polisiyelerden değildi. Daha çok büyülü gerçekçilikle harmanlanmış, kadınlık hâllerini, yalnızlığı, geçmişi ve insanın kendi iç sesiyle hesaplaşmasını anlatan tuhaf ama etkileyici bir yolculuktu. Lupita karakterini çok sevdim çünkü kusursuz biri değil. Ütü yapmayı seviyor, bazen içiyor, bazen kendine acıyor, bazen öfkeleniyor ama yine de dimdik ayakta kalmaya çalışıyor. Onun bu kadar “gerçek” olması bana çok geçti. Özellikle kadın karakterlerin güçlü görünmek zorunda bırakıldığı kitaplarda, Lupita’nın kırılganlığı ve karmaşası çok samimi geldi. Kitapta beni en çok etkileyen şeylerden biri de doğayla, ayla, toprakla kurulan bağ oldu. Büyükannesinin ay ışığıyla ilgili söyledikleri, toprağın altında görünmeden büyüyen şeyler… Bunlar aslında insanın içinde olan şeyleri de anlatıyordu bence. Görünmeyen yaralarımızı, geçmişimizi, içimizde sessizce büyüyen korkuları ve umutları. Laura Esquivel bunu öyle şiirsel bir dille anlatmış ki bazı cümlelerin altını çizmeden geçemedim. Polisiye tarafı da sürükleyiciydi. Yolsuzluklar, uyuşturucu ağı, cinayet derken olaylar giderek büyüyor ama kitap sadece “katil kim” meselesine odaklanmıyor. Daha çok insanın kendi özüne dönüşünü anlatıyor. Lupita bir gizemi çözmeye çalışırken aslında kendini çözmeye başlıyor. Atalarıyla, kadınlığıyla, geçmişiyle yüzleşmesi kitabın en güçlü taraflarından biriydi. Yer yer kafa karıştırıcı ve dağınık geldiği anlar oldu ama sanırım kitabın ruhu biraz da buydu. Rüyayla gerçek arasında gidip gelen bir atmosfer vardı. O yüzden okurken tamamen mantık aramayı bıraktığımda kitaptan daha çok keyif
Lupita Ütü Yapmayı SeviyorduLaura Esquivel · Can Yayınevi · 2016269 okunma
·
90 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.