İnsanların tamamen anonim şekilde günahlarını, sırlarını ve en karanlık düşüncelerini paylaştığı bir forum düşünün: “İtiraf Odası.”
Başlangıçta sıradan itiraflarla dolu görünen bu platform, bir gün bir kullanıcının işleyeceği cinayetleri önceden yazmaya başlamasıyla bambaşka bir kabusa dönüşüyor… ve korkutucu olan şey şu ki; yazılan kişiler gerçekten ölü bulunuyor.
Lia Middleton, modern dünyanın en ürpertici korkularından birini; anonimliği, sosyal medyanın görünmeyen yüzünü ve insanların karanlık tarafını psikolojik gerilimle harmanlayarak oldukça tekinsiz bir kurgu yaratmış.
Olayların merkezinde ise eski polis Emilia Haines var. Kardeşinin kaybının ardından polisliği bırakmış, geçmiş travmalarıyla yaşayan ve gecelerini bu anonim forumlarda dolaşarak geçiren bir kadın. Ta ki “Anonim01” adlı kullanıcının yaptığı ilk cinayet itirafını görene kadar… Emilia için bu noktadan sonra hiçbir şey normal ilerlemiyor çünkü olay artık sadece bir merak meselesi olmaktan çıkıp takıntıya dönüşüyor.
Kitap boyunca en sevdiğim şey kesinlikle sürekli yön değiştiren olay örgüsü oldu. Olaylar hep beklemediğim yerlere saptı ve bu da kitabı oldukça akıcı hale getirdi. Özellikle kısa bölümleri sayesinde bir bölüm daha diyerek okunabilecek türden. Tam bir okuma temposu kitabıydı ve açıkçası beni reading slump’tan çıkaran kitaplardan biri oldu.
Dijital dünyanın soğukluğu, anonim hesaplar, kırmızı bildirimler, karanlık forumlar ve sürekli birilerinin seni izliyormuş hissi… Okurken gerçekten bir suç dizisinin içindeymişim gibi hissettim.
Final kısmını gerçekten başarılı buldum. Özellikle Emilia’nın yaşadıkları sonrası geldiği nokta ve kitabın bıraktığı o rahatsız edici his kitabın en güçlü taraflarından biriydi. Finalden sonra insan ister istemez şu soruyu düşünüyor:
“Adalet gerçekten yerini bulmadığında insanlar neye dönüşür?”
Psikolojik gerilim, anonim internet korkusu, seri katiller ve karanlık atmosferli thrillerlar seviyorsanız bence şans verebileceğiniz, sürükleyici ve modern bir gerilim romanı.