·112 syf.··Beğendi
···Okunma: 22 Mayıs 2026 00:00 İlk kadın yazarımız Fatma Aliye’den bir yapıtı bu kadar geç okuduğum için üzgünüm.
Bedia, babası ve abisi tarafından çok sevilen, el üzerinde tutulan bir çocuk olarak yetiştiriliyor. Babası ona kanun, keman ve ut çalmayı öğretip dersler almasını sağlıyor. Babası ile Bedia saatlerce enstrüman çalıyorlar, müzik hakkında sohbet ediyorlar, müzik ve enstrümanların tarihini konuşuyorlar. Özellikle babası Nazmi gibi katı bir adamın, kendi yaptıklarını çocuklarına yasaklayan bir adam, ona bu derece sevgi göstermesi şaşkınlıkla karşılanacak bir durum olarak karşımıza çıkıyor. Abisi Şemi ise ona utlar hediye ediyor, onunla her şeyini paylaşıyor, onu pek çok şeyden korumak istiyor. Yaşını geçmiş olarak görülmesine rağmen evlendirilmek istenmeyen Bedia babasının rahatsızlığı sebebiyle o anki sayılı taliplerinden olan Mâil ile evlendiriliyor. Kendi seçtiği kişiyle evliliğinin ilk zamanlarında mutlu olan Bedia aldatılıyor. Kocasının kendisini aldattığını öğrenmesine rağmen uzun süre bekliyor, udunu derdine yoldaş yapıyor ve kocasının bu kadından kopmak istediğini kendisine söylediği anda onu terk edip abisinin yanına gidiyor. Kardeşinin İstanbul’a gidip orada dersler almasını, notalar öğrenmesini sağlayan Şemi öldükten sonra Bedia, çalışıp yetim yeğenine ve Rüsten isimli yardımcısına bakmak zorunda kalıyor. Bir mesleği olmadığı için bildiği en iyi şeyi yapmaya başlayıp ut çalıyor. "Beni hiçbir zaman terk etmeyen, kucağımdan kaçmayan vefakâr yârim! Can dostum! …Beni yalnız sen terk etmedin, benden yalnız sen geçmedin, bana ihanet etmedin! Bir zaman zevk ve keyif sebebim, eğlencem oldun, şimdi de geçim kaynağım, ekmek paramı kazandıranımsın! Benim yârim, benim cananım, benim erkeğim sensin!"