Şermin Yaşar, Söyleme Bilmesinler’de, kalabalık bir ailenin ilk bakışta sıkı örülmüş gibi görünen nakışlarını ilmek ilmek çözüyor. Hem de roman kahramanlarına ayrı ayrı söz hakkı vererek yapıyor bunu. ”Herkesin hikayesini dinledin. Haydi, şimdi sen anlat: aslında ne oldu, nasıl oldu?” diyor adeta. Karakterleri konuştukça çözülen bir sırlar yumağı, Söyleme Bilmesinler. Yumak çözüldükçe iplerin uçları nerelerden çıkmıyor ki…
Aile bağları nasıl düğünler atar insanların yazgısına? Anne babaların, çocukların omuzlarına yükledikleri onlara neler yapar? Hayatlarımıza vicdan azabı gibi oturanlar bir gün yerinden kalkar mı? Yani başınızdaki o sıradan evlerde aslında neler yaşanır? Romanda bunların cevaplarını okurken acı bir gülümseme, hatta katran karası bir gülümseme belirecek yüzünüzde.
Demiş Prof. Dr. Mustafa Kurt kitabın arka kapağında. Çok güzel özetlemiş aslında kitabı ama yine de bir şeyler eklemek istiyor insan.
Bu hikayede kimse suçlu değil. Herkes suçlu ama kimse suçlu değil. Biz bu hikayede, annebabaların çocuklarının hayatları üzerindeki etkilerini, hatta yaşamlarını nasıl devam edeceğinin belirlenmesi üzerinde nasıl etkileri olduğunu olabileceğini okuyoruz.
Üç kardeş, üç farklı hayat, üç farklı bakış açısı. Hepsinin dertlerin çıkış noktası aynı ama farklı hayatlar.
Farklı hayatlar diyoruz aslında hepsinin nedenleri aynı: sevgisizlik, birey olamama, anlatıp da anlaşılmamak ve bunların nedenlerini arama, arama ama bulamama.
Aynı yaşam öyküsünü herkesin kendi gözünden dinliyoruz, dinliyoruz ve diyoruz ki aslında hiç de göründüğü gibi değil..
Yazarın okuduğum ilk kitabı ama sanırım son olmayacak. Çok akıcı bir kitap elime aldığım da bırakmadım bir çırpıda bitti kitap. Okudukça içi burkuluyor insanın. Kesinlikle öneririm bir günde bitti kitap.