Merhaba kitapsever dostlarım. Temposunu düşürmeden ilerleyen, merakı sürekli canlı tutan bir polisiye okudum.
Hikâye daha ilk sayfalarda okuyucuyu Büyükada’nın o sakin ama bir o kadar da ürpertici atmosferinin içine çekiyor. Mimar Sinan Üniversitesi’nde okuyan Berkan ve Melike’nin masum bir gezi sırasında yetimhane yakınlarında b*şsız bir c*set bulmasıyla başlayan olay örgüsü, klasik bir c*nayet hikâyesinden çok daha fazlasına dönüşüyor.
Başkomiser Nihat ve Komiser Gülcan’ın olayı çözmeye çalışırken yürüttüğü araştırmalar oldukça sürükleyici.
Titizlikle yürütülen uzun araştırmalar sonucunda c*sedin, Japon profesör Kento Yori’ye ait olduğu tespit edilince işin rengi tamamen değişiyor. Uluslararası bir boyut kazanan bu c*nayet, sıradan bir adli vaka olmaktan çıkıp bizi Urartu Krallığı’na ait çok değerli bir tarihi eserin ve karanlık tarihi eser kaçakçılığı ağlarının tam ortasına bırakıyor. Kim neden Japon profesörü ö*dürdü. Tam da benim en sevdiğim tür kitap.
Neyse Polisiye ile tarihi gizemin iç içe geçtiği bölümler kitabın en güçlü yanlarından biriydi.
Karakterlerin sadece olayları çözmek için var olan yüzeysel kişiler gibi yazılmamış olması da hoşuma gitti. Her karakterin kendi duygusu, düşüncesi ve geçmişi hissettiriliyor. Bu da hikâyeyi daha gerçekçi ve etkileyici yapıyor. Özellikle Komiser Gülcan'ın geçmişi.
Kitabın en sevdiğim yanı ise finali oldu. Olayların gidişatıyla ilgili sürekli tahmin yürütürken sonundaki ters köşe beni gerçekten şaşırttı.
Gerilim, gizem ve tarihi detayların harmanlandığı akıcı anlatımıyla kendini kolay okutan bir polisiye kesinlikle tavsiye ederim. Ben bu harika kitabı Semra 'un tavsiyesi ile grubumuz #engelsizokurlaokuyoruz ile okuduk. Yeni kitaplarla buluşmak dileğiyle Sevgiler.
Ölüm SoğukGoncagül Haklar · A7 Kitap · 202441 okunma