7/10
·464 syf.··
2026 9. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 18:09
Debbie Macomber’ın kitaplarında beni en çok sevdiğim şey şu: Büyük büyük olaylar anlatıyor gibi değil de, sanki karşıma oturmuş biri hayatından bir parça anlatıyormuş gibi ilerliyor. Bu kitapta da öyle oldu. Üç farklı kuşaktan üç kadının hikâyesini okurken aslında insan ister istemez kendi hayatındaki dönemeçleri de düşünüyor. Kitabın içinde özellikle büyükannenin çıktığı yolculuk kısmı bana çok iyi geldi. Okurken sanki ben de onunla birlikte valizimi almışım, bir yerden bir yere gidiyormuşum gibi hissettim. Bir ara Florida’ya uğradık, sonra Seattle havası esti, başka şehirler, başka yollar, başka hayatlar derken kitap sadece bir hikâye olmaktan çıktı; küçük küçük durakları olan bir iç yolculuğa dönüştü. Bazen bir şehir değişiyor ama aslında insanın içindeki şeyler değişiyor. Bazen bir yolculuk sadece gezmek için yapılmıyor; biraz geçmişi anlamak, biraz kendini toparlamak, biraz da “ben bundan sonra ne yapacağım?” sorusuna cevap bulmak için yapılıyor. Kitabın kapağı çiçekli, adı da zaten çok güzel: Çiçeklerimi Rüzgâra Verdim gerçekten de içindeki kırgınlıkları, yarım kalmış cümleleri, eski defterleri rüzgâra bırakmak istiyor. Çünkü hayat bir yerden sonra beklemekle değil, yeniden yürümeye cesaret etmekle güzelleşiyor. Çok ağır, yorucu bir kitap değil. Daha çok çayını alıp sakin sakin okunacak, arada bir durup “evet ya, bazen böyle oluyor” dedirten kitaplardan… Bana iyi geldi.
Çiçeklerimi Rüzgara VerdimDebbie Macomber · Martı Kitabevi · 20131,531 okunma
·
31 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.