Puan vermedi·472 syf.··Beğendi
· Yeşil Peri Gecesi’ni yeni bitirdim. Serinin üçüncü kitabı Osman’ı okumak için sabırsızlanıyorum.
Ayfer Tunç’un kitaplarında beni en çok etkileyen şey, betimlemelerinin gücü. Okurken sayfalar birer film sahnesine dönüşüyor, her şey gözünüzün önünde akıp gidiyor.
Kapak Kızı’nda sadece adını duyduğumuz, yüzeysel bilgilerle tanıdığımız Şebnem’in, Yeşil Peri Gecesi’nde aslında ne kadar derin, ne kadar yaralı bir karakter olduğunu görüyoruz. Hem de ne görmek…
Bazı bölümler o kadar sarsıcı ki… Şebnem, yaptığı tüm hatalara rağmen insanın içinde şefkat uyandıran birine dönüşüyor.
Çünkü onun hikayesi biraz da öz yıkımın hikayesi.
Öz değersizliği o kadar derin ki, kendini durmadan sabote ediyor.
İyi şeylerin mümkün olabileceğine o kadar kapalı ki, bile isteye canını acıtacak seçimlere yöneliyor.
Annesinden, babasından, amcasından, kocasından, hayattan… ve belki en çok kendisinden öç alır gibi yaşıyor.
Canı o kadar yanmış ki; yaralı bir hayvan gibi sağa sola çarpıyor.
Hem kendine hem etrafına zarar vermekten çekinmiyor.
Belki de en acısı şu:
İnsan bazen en büyük kötülüğü kendine yapıyor…
ve bunu yaparken hak ettiğini sanıyor.