Şöyle bir durup düşününce; iki bin yılı aşkın bir süre önce yazılmış bir askeri taktik metninin, bugün hâlâ modern dünyanın en çok konuşulan kitaplarından biri olması gerçekten ilginç bir durum. Savaş Sanatı’nı elime alırken açıkçası çağ dışı kalmış, sadece tarih meraklılarına hitap eden askeri emirler silsilesi bulacağımı sanıyordum. Ancak sayfaları çevirdikçe karşılaştığım şey, salt bir ordu yönetme kılavuzu değil; insan psikolojisi, strateji ve kriz yönetimi üzerine kurulmuş, zamansız bir gözlem bütünü oldu. Sun Tzu, sanki iki orduyu değil de insanın doğasındaki o temel mücadele ve hayatta kalma güdüsünü masaya yatırıyor. Okurken kendinizi bir askeri kampta değil, stratejik düşüncenin tam merkezinde bir gözlemci gibi hissediyorsunuz.
Siz de bilirsiniz ki popüler kültür bu tarz klasik yapıtları genelde göklere çıkarır ve her derde deva bir kişisel gelişim kitabı gibi pazarlar. İşin aslına bakarsak, kitaba tamamen kusursuz bir başyapıt gözüyle bakmak da, onu tamamen çağ dışı ilan etmek de haksızlık olur. Sun Tzu’nun "Savaşmadan kazanmak en büyük başarıdır" ya da "Düşmanını ve kendini tanırsan yenilmezsin" gibi aforizmaları, evet, bugün iş dünyasından günlük ilişkilere kadar uyarlanabilecek cinsten çok mantıklı öngörüler. Ancak diğer taraftan bakıldığında, metnin katı, hiyerarşik ve dönemin mutlak güç dengelerine dayanan yapısını da göz ardı edemeyiz. Kitap boyunca yazarın o soğukkanlı, manipülatif ve tamamen sonuca odaklı felsefesini incelerken, bir yanıyla zekice bulduğum hamlelerin, diğer yanıyla modern dünyanın etik değerleriyle ne kadar örtüştüğünü sorgulamadan edemedim.
Sonuç olarak, bu incecik metni ne bir hayat kılavuzu olarak kutsamak ne de basite indirgeyip rafa kaldırmak gerekiyor. Benim için bu okuma deneyimi, insan zihninin strateji üretme becerisini ve tarihin en eski dönemlerinden beri değişmeyen güç arzularını anlamak adına dengeli bir gözlem fırsatı oldu. Kitap bittiğinde, sayfalar boyu anlatılanların bir mucize yaratmadığını ama okuyucuya olaylara yukarıdan, daha serinkanlı ve analitik bir çerçeveden bakma alışkanlığı kazandırdığını fark ettim. Kitaplığınızda bulunması ve abartılı övgülerden sıyrılarak, tamamen rasyonel bir gözle, sindire sindire okunması gereken nitelikli bir tarihi vesika.
Herkese hitap etmez strateji + psikoloji + sosyoloji sevenlere tavsiye ederim ve zaten aşırı kısa bir kahve molasında bitirilir.