Sevdalinka benim için üzerinden yıllar geçmesine rağmen zihnimde solmayan kitaplardan biri oldu. 2005 yılında okumuştum; aradan onca zaman geçmesine rağmen bazı sahneleri hâlâ aynı ağırlıkla hatırlıyorum. Sanırım bazı kitaplar okunup bitmiyor, insanın içinde yaşamaya devam ediyor.
Sevdalinka’yı unutamamamın nedeni sadece savaşın acısını anlatması değil; insanın en çaresiz zamanlarda bile sevgiyi, umudu ve aidiyet duygusunu kaybetmemeye çalışmasını çok gerçek hissettirmesiydi. Kitabı kapattığımda uzun süre kendime gelemediğimi hatırlıyorum. Bazı karakterler sanki gerçekten yaşamış ve bir yerlerde hâlâ acı çekiyormuş gibi kalıyor insanın içinde.
Bugün dönüp baktığımda, okuduğum birçok kitabın detaylarını unuttum ama Sevdalinka’nın bıraktığı hissi unutmadım. Belki de bir kitabın gerçek gücü tam olarak budur.