Soralım...
Madem bu en yüksek deneyim doğası gereği dil ötesidir ve aktarılamaz; o halde felsefe, teoloji ve kutsal metinler yoluyla bu durumu topluma anlatmaya çalışmak, kitlelerin elinde kaçınılmaz olarak boş birer kelime oyununa ve dogmatik kavram putlaştırmasına mı dönüşecektir?

Quintessentia

@Dedalus_
·
Dil, yapısı gereği bölücüdür. Bir cümlede özne, tümleç ve yüklem vardır; bu da dünyayı ayıran öz-bilincin yapısını yansıtır. Plotinus, "Bir" olanı anlatırken dildeki bu trajediyi fark etmiştir. Kozmik bilinç, dilin ürettiği tüm "kavramların" ötesinde, kelimesiz, sessiz ve dilsiz bir tecrübe olduğu için, dünyaca ünlü bu filozof bile o anları anlatırken kelimelerin acizliğini itiraf etmek zorunda kalmıştır.
·
155 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Zaten öyle olmuyor mu; mesala Kur-an'ı çeviren herkes kendi idrak ve anlayış kapasitesine göre çeviriyor. Bu yüzden Kur'an için herkesin kendi okuması ve her okuduğunda farklı katmanlarının açılacağı söyleniyor. Tasavvuf ehilleri de "sır" olarak betimliyor "halleri". Anlamayana anlatılmaz diyor. Kitaplardan öğrenemezsin, yaşamadan öğrenilmez bu "haller" deniyor. Sanırım bunu anlatmak istemiş ya da ben öyle anladım.
Quintessentia
Gönderi Sahibi
Merhaba; Evet! Sizin de dediğiniz gibi, bir çok anlatıda durum bu şekilde açıklanır. "Bizler" ne yaparsak yapalım; bu ilahi "sırr" ın anlamsal boyutuna erişemeyiz. Bu durumda da haklı olak insanın aklında şöyle bir soru beliriyor: "madem hiç bir şekilde bu kutsal metinleri tam anlamıyla anlamayacaksak ve bunu gönderen ilahi güç de bu bilinçte ise niye bunca kitap ve anlatı gönderdi ki?"