·254 syf.····Okunma: 24 Mayıs 2026 15:44 “Görünmeyen, bilinmeyen biriyle baş etmem imkânsızdı.İnsan bilmediği bir tehdide nasıl karşı koyar? Ne yapıp hazırlanır, tedbir alır? Bütün büyük felaketler hep bilinmeyen, beklenmeyen başa gelince ortaya çıkmaz mı?”
Ve işte serinin beşinci kitabı. Bence serinin en büyük sürprizi katilin kim olduğu falan değilmiş… baş karakterimizin adını öğrenmekmiş. Gerçekten dört kitaptır bunu merak ediyordum ve sonunda beşinci kitapta öğreniyoruz: Burçak Veral. İncelemenin devamında ismi kullanacağım o yüzden bunu bilerek okuyun lütfen çünkü ben ilk gördüğümde inanılmaz mutlu oldum. Daha kitabın ilk sayfalarında görünce “nihayet!” diye tepki verdim resmen. Açık ara seride en sevdiğim kitap bu oldu. Okurken o kadar çok güldüm ki… artık bu seri benim gözümde tam sitcom tadında queer bir polisiye serisine dönüştü. Karakterlerin diyalogları, birbirleriyle olan enerjileri, o absürt ama sıcak atmosfer gerçekten insanın içini ısıtıyor. Özellikle Gönül, PonPon, Hüseyin, Hasan ve kulüpteki diğer kızlar… onları okurken karakter değil de uzun zamandır tanıyormuşsun gibi hissediyorsun. Yazarın en sevdiğim yanı tam da bu sanırım; okuru o grubun bir parçası gibi hissettirebilmesi. Bu kitapta olaylar Burçak’ın bir televizyon programına katılmasıyla başlıyor. Program sırasında homofobik bir izleyicinin nefret ve tehdit söylemleriyle karşılaşıyor ve ardından cinayetler işlenmeye başlanıyor. Katil, queer bireylerin toplumun huzurunu ve ahlakını bozduğunu düşündüğü için kitabın adı da “Huzur Cinayetleri” olmuş. Bu defa saplantılı bir takipçiyle karşı karşıyayız ve o gerilim hissi diğer kitaplara göre daha kişiseldi bence. Artık yazarın diline alıştığım için katili tahmin etmek benim için çok zor olmadı. Kitabın ortalarına bile gelmeden kim olduğunu az çok çözebildim ama bu durum okuma keyfimi hiç düşürmedi. Çünkü bu seriyi sadece “katil kim?” için okumuyorum artık. Karakterlerin arasında geçen her sahne ayrı keyif veriyor. Özellikle Burçak ve Hüseyin’in bu kitapta biraz daha yakınlaşması… onları okumak aşırı tatlıydı. Bir de bu kitapta spiritüelizm tarafı vardı, o detaylar da hikâyeye farklı bir hava katmış. Ama kitap bittiğinde yine aynı soru dönüp durdu zihnimde: İnsanlar canavar mı doğar yoksa sonradan mı canavarlaşır? Bu arada katilin tek hak verdiğim noktası Burçak’ın egosu hakkındaki yorumları oldu… o konuda kesinlikle haksız sayılmazdı. Kısacası; hem komik, hem sıcak, hem de akıp giden çerezlik bir polisiye arıyorsanız bu seriyi gerçekten gözü kapalı tavsiye ederim.