İnsan, anlam olmadan hayatta huzuru yakalayabilir mi? Amaçsız ve yönsüz bir yaşam, insanı rüzgârın önünde savrulan bir yaprağa çeviriyor. Vardığı yerde mutluluğu bulamıyor, yürüdüğü yoldan tat alamıyor. Ne yaparsa yapsın içinde hep bir eksiklik hissediyor. Bu eksiklik ise zamanla derin bir boşluğa dönüşüyor. Özellikle çağımızda bu durumun daha belirgin hâle geldiği açıkça görülüyor. İmkân çok, bolluk var; fakat insanlara gerçekten mutlu musunuz diye sorsak, çoğumuzun cevabı “hayır” olacaktır.
Çünkü artık her şey maddiyata yönelmiş durumda. Spor salonlarına gidip kusursuz bir beden oluşturmaya çalışıyor, en güzel kıyafetleri alarak iyi görünmeye çabalıyoruz. Bunların çoğunu elde etsek bile yine de tam anlamıyla mutlu olamıyoruz. Çünkü dikkatimizi ruhumuza, maneviyatımıza çevirmeyi ihmal ediyoruz. Sevgi, merhamet ve inanç olmadıkça; insan ne kadar iyi bir yaşam sürerse sürsün, içindeki boşluğu dolduramıyor.
Kitapta geçen şu satırlar da aslında günümüz insanının yaşadığı bu boşluğu çok iyi anlatıyor:
“Modern zamanlarda uyuşturucunun, bağımlılık yapıcı oyun ve eğlencelerin gittikçe çoğalmasının, etrafı her gün biraz daha işgal etmesinin inanç boşluklarından gelen ve gitgide büyüyen acılarla yakından alakası var. İnsanlar inançtan uzaklaştığı için ruhlarındaki acılar büyüyor. Bu acılar karşısında insana küçük oyuncaklar, basit meşgaleler yeterli gelmemeye başlıyor. Şunu kabul etmek lazımdır ki insanın hakikatlerle temas etmeden ruhunu kurtarması mümkün olmayacaktır.” (s. 27)
Mecit Ömür Öztürk, Hikmet Atölyesi adlı eserinde tam da bu meseleleri samimi ve içten bir üslupla ele alıyor. Özellikle inanan insanların okuyup üzerinde düşünmesi, kendini sorgulaması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum. Kitapta, ruha iyi gelecek birçok konu farklı başlıklar altında işleniyor ve günlük hayatın içinde unuttuğumuz değerler yeniden hatırlatılıyor.
Böyle eserleri okuduktan sonra insan ister istemez tefekküre dalıyor ve kendine çeki düzen verme ihtiyacı hissediyor. Bence bir kitap, okuyucusunu düşündürüyor ve onu daha iyi bir insan olmaya yönlendiriyorsa amacına ulaşmış demektir. Hikmet Atölyesi de benim için tam olarak böyle bir eser oldu. Mecit Ömür Öztürk’ün bundan sonra okuyacağım yazarlar arasında özel bir yeri olacak ve bu kitap da kitaplığımın en kıymetli köşelerinden birinde duracak.