İşte o okurken bitmesin dediğim kitaplardan biri daha.
Bir Fatih Duman klasiği diyorum.
Ahmet Yesevi...
Hani altmış üç yaşına geldiği vakit, yerin altında kendisi için hazırlattığı çilehanesine kapanan ve "Hz. Peygamber'in (sav) altmış üç sene ayak bastığı toprağın üstünde ben daha fazla duramam" dediği o büyük veli.
Bazı kitaplar vardır, okurken sadece bir hikâye okumazsınız. Sanki bir kapı aralanır ve kendinizi bambaşka bir dünyanın içinde bulursunuz. Pîr-i Türkistan bana tam olarak bunu hissettirdi.
Kitap boyunca Türkistan'ın o eski zamanlarına gidiyorsunuz. Dervişlerin yollara düştüğü, hikmetli sözlerin gönülden gönüle yayıldığı bir dünyaya tanık oluyorsunuz. Ahmed Yesevî'nin yetişmesi, irfan yolu ve yetiştirdiği dervişlerle bıraktığı büyük miras sade ama etkileyici bir anlatımla anlatılmış.
Fatih Duman'ın kaleminde sevdiğim bir şey var: Anlatım çok canlı. Okurken mekânları, insanları, o sohbetleri gözünüzde kolayca canlandırabiliyorsunuz. Bazen gerçekten o yolculuğun içinde yürüyormuş gibi hissediyorsunuz.
"Yalnız kalmışlığına inliyorsun. Kimsen yoksa Allah var. O kimsesiz bırakmaz sevdiğini."
Elhâmdülillah..
Pir-i TürkistanFatih Duman