Tûtî, Divan edebiyatında ayna ve şekerle birlikte anılır ve tatlı dilli oluşu da buna bağlanır. Bir kişi kuşu büyük bir ayna önüne koyup kendisi aynanın arkasında gizlenir ve konuşmaya başlarmış.Bizim Zencefil nam Şekerbâz'da böyle bir tuti.Şekerleri seven ara sıra da kaba konuşan,dostuna ve sevgilisine sadık çok ama çok zeki bir papağandır.
Roman Bünyamin'in yaşadığı kötü olaylar sonrası uzaklaşmak istemesiyle Kars'a yerleşmesiyle başlar .Kahramanımız bir yazardır ve Kars'ta kaldığı zamanlarda ona ilham olacak şeyin bir papağan olacağını tahmin edemez.Burada tanıştığı Kaz Kraliçesi Besti Nine ve onun sakladığı Şekerbâz 'la tanışır.Zencefil, yazar Bünyamin'e ustası Gülbahar'ı ve onun yaramazliklarini,nasıl zeki bir adam olduğunu ve ustasına duyduğu saygısını anlatmaktadır.Hindistan'da ve İstanbul'da yaşadıkları maceralar,Ruhsar adındaki değişik kadınla tanıştıktan sonra yapılan planlar ,yıllarca kurulan bir örgütlenmeyi nasıl yok ettikleri ve sahibiyle nasıl ayrı düştükleri romanın yüzlerce yıllık yaşanan olay örgüsünü oluşturmaktadır.
Akıcı ve sade bir dille insanı yormayan anlatımla kaleme alınan romanın sonunda biraz duygusallaşabiliyorsunuz Zencefil'in aşkı Fülfül'e kavuşması ve yıllar sonra tüm yaşadıklarını anlatıp sevdiği ile ölmesi biraz üzücü oluyor.
Romanda yer yer İskender Pala bazen de İhsan Oktay okuyormuş havası alabilirsiniz.Fantastik unsurların ağır bastığı,sadakatin ve dostluğun, aşkın anlatıldığı güzel bir roman olmuş.Ayrıca divan edebiyatı sanatçılarından Rasih, Nedim, Neşati'nin gazellerinden de bazı örnekler verilmesi ayrı bir hava katmış .
Keyifli okumalar