İnsan bastırdığı duygunun esiri olur
9/10
·300 syf.··
2026 11. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 14:36
Kitabı bitirdiğimde elimde yalnızca imkansız bir aşk hikâyesi değil; bastırılmış duyguların, yalnızlığın, vicdanın ve insanın kendi içinde verdiği savaşın hikâyesi kaldı. Roman boyunca Félixi anlamaya çalıştım. İlk başlarda onu sadece yoğun duygular yaşayan, sevgiye aç bir genç olarak gördüm. Gerçekten de çok yalnız bir karakterdi. Henriette'e duyduğu bağlılık bana çoğu zaman aşk kadar bir "tutunma ihtiyacı" gibi geldi. Özellikle annelik, şefkat ve ruhsal yakınlık eksikliğini Henriette'de tamamlamaya çalıştığını düşündüm. Bu yüzden Félix'in aşkı zaman zaman saf sevgiden çok bağımlılık ve idealizasyon hissi uyandırdı bende. Henriette ise romanın en trajik karakteriydi. Başlarda kendisini yalnızca görevlerine bağlı, erdemli bir kadın gibi görüyordum. Fakat roman ilerledikçe aslında kendi duygularını hayatı boyunca bastırmış biri olduğunu fark ettim. Félix'e karşı boş değildi; hatta bana göre romandaki en derin aşk onun aşkıydı. Çünkü Félix zaman zaman başka duygulara ve insanlara savrulurken Henriette duygularını bastırmasına rağmen o sevgiyi sonuna kadar içinde taşımaya devam etti. Ölmeden önce "yaşamak istiyorum" derken hissettiğim şey buydu: Hayatı boyunca doğru olmaya çalışmış ama mutlu olamamış bir kadın. Kont karakteri de ilk başta sadece huysuz ve zor bir adam gibi görünse de zamanla altında büyük bir aşağılık hissi ve kontrol ihtiyacı olduğunu düşündüm. Henriette'i gerçekten anlayabilen biri değildi. Aynı evde yaşasalar bile ruhsal olarak çok uzak iki insan gibiydiler. Balzac burada insanın birisiyle yıllarca yaşayıp yine de yalnız kalabileceğini çok güçlü göstermiş. Romanın en sevdiğim tarafı karakterleri siyah-beyaz yazmaması oldu. Kimse tamamen suçlu ya da tamamen masum değildi. Henriette'in Félix'i kendine bağlı tutmasında bencilce bir taraf vardı. Félix ise sevdiğini söylese de kadınları zihninde idealleştiriyor ve sürekli karşılaştırıyordu. Nathalie'nin sonunda Félix'e söyledikleri bu yüzden bana çok haklı geldi. Bence Nathalie roman boyunca Félix'i en gerçekçi gören kişiydi. Félix geçmişini içinde bir mezar gibi taşıdığı için hiçbir kadın onun yanında gerçekten "yeterli" hissedemeyecekti. Henriette bastırdığı aşkın, kont bastırdığı aşağılık hissinin, Felix ise bastırdığı yalnızlığın esiri olmuştu. Ağır ilerleyen, başlarda betimlemelerden boğulsam da çok sevdiğim bir roman oldu. Psikolojik çözümlemeleri sevdiğimden ötürü de olsa gerek yavaş yavaş ama tatmin olarak okudum.
Vadideki ZambakHonore de Balzac · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202553bin okunma
·
34 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.