·288 syf.··Beğendi
···Okunma: 25 Mayıs 2026 16:25 Çayınızı ya da kahvenizi aldıysanız gelin, biraz dertleşir gibi bu kitaptan konuşalım. Çünkü Hyunam-Dong Kitabevi tam olarak böyle bir kitap; hani çok yorulduğunuz bir günün akşamında sıcak bir bitki çayı içersiniz de içinize bir huzur yayılır ya, aynen öyle hissettiriyor.
Son dönemde Güney Kore edebiyatında popüler olan "healing fiction" yani iyileştirici edebiyat türünün en tatlı örneklerinden biri Hyunam-Dong Kitabevi.
İlk olarak; ne anlatıyor bu kitap, konusu ne derseniz ana karakterimiz Yeongju, dışarıdan baktığında "her şeye sahip" görünen bir kadın. İyi bir kariyeri, evliliği, düzenli bir hayatı var. Ama bir gün bakıyor ki ruhu tamamen tükenmiş, içi bomboş. Büyük bir cesaret gösterip her şeyi geride bırakıyor; eşinden boşanıyor, işinden istifa ediyor ve Seul’ün sakin bir mahallesinde küçük bir kitabevi açıyor. Adı da Hyunam-Dong Kitabevi.
Kitap aslında Yeongju’nun tek başına iyileşme hikayesi değil. O dükkan açıldıktan sonra yolu oraya düşen herkesin — kahve demlemekten başka hiçbir şey yapmak istemeyen bir baristanın, annesinin baskısından bunalmış bir gencin, hayatın yönünü kaybetmiş bir yazarın — o dükkanın sıcaklığında, kitapların arasında ve birbirleriyle konuşarak nasıl yavaş yavaş iyileştiğini izliyoruz.
Dili nasıl, sıkıyor mu derseniz bana kalırsa kesinlikle sıkmıyor ama şunu bilerek başlamak lazım o da şu ki bu kitapta aksiyon yok. Yani koşturan bir olay örgüsü, büyük dramlar ya da şoke edici ters köşeler beklememelisiniz. Hwang Bo-reum’un dili o kadar yalın, iddiasız ve sakin ki... Sanki yazar sizinle karşılıklı oturmuş, dükkana gelen müşterilerle ilgili konuşuyormuş gibi hissediyorsunuz. Cümleler çok duru. Yazar sizi edebi sanatlarla boğmuyor; doğrudan kalbe dokunan, "Aaa, bunu ben de hissetmiştim ama kelimelere dökememiştim" diyeceğiniz türden iç seslerle ilerliyor. Karakterlerin birbirleriyle yaptığı sohbetler o kadar doğal ki, bazen kendinizi o konuşmaların içinde bir sandalyeye oturmuş, onları dinlerken hayal edebiliyorsunuz.
Yapısı ve kurgusu hakkında ise şunları söyleyebilirim: Kitabın yapısı aslında küçük küçük insan hikayelerinin birleşimi gibi. Mesela başta sadece Yeongju'yu tanıyoruz. Sonra dükkana yeni bir karakter giriyor; yazar bize o karakterin hayatını, dertlerini açıyor. Sonra bir başkası, bir başkası daha derken... Kitabevi adeta bir mıknatıs gibi hayatta yaralanmış insanları çekiyor ve kitap bu insanların dönüşümünü bölüm bölüm işliyor.
Bir de kitabın içinde kitaplar var! Karakterler sürekli okudukları kitaplar üzerine konuşuyorlar, felsefe yapıyorlar, "Hayatın anlamı ne?", "Başarı sadece çok çalışmak mıdır?" gibi soruları tartışıyorlar. Bu yönüyle de, bir romandan ziyade tatlı bir yaşam rehberi veya günlük gibi de hissettiriyor.
Benim naçizane küçük değerlendirmem ise eğer şu sıralar hayatın hızından yorulduysanız, iş ya da okul stresi sizi bunalttıysa bu kitap sizi çok iyi anlayacak. Size büyük cevaplar vermiyor ama "Yavaşlasan da olur, hemen başarmak zorunda değilsin, biraz soluklan" diyerek sizi teselli ediyor.
Eğer sakin, ruhu dinlendiren ve bittiğinde dükkandaki karakterleri özleyeceğiniz bir şeyler okumak isterseniz, kesinlikle şans vermelisiniz derim.
İyi okumalar dilerim...