Rebecca Serle’ın kalemini ilk kez bu kitapla okudum ve açıkçası beni kitaba başlatan şey tamamen kapağı ve o gizemli notların verdiği merak duygusu oldu. Daha ilk gördüğüm anda “tam benlik bir kitap” hissi vermişti. Zaten konusu da oldukça ilgi çekiciydi: Daphne her ilişkisinin ne kadar süreceğini önceden öğreniyor ve buna göre hayatını şekillendiriyor. Böyle farklı bir fikir görünce beklentim ister istemez yükseldi ama maalesef kitap benim için o beklentiyi karşılayamadı.
Öncelikle kitap kesinlikle akıcıydı. Sayfalar hızlı ilerliyor, dili yormuyor ve kısa sürede okunuyor. Tam anlamıyla çıtır çerezlik bir kitaptı. Ama bence en büyük sorun, bu kadar ilginç bir konunun çok yüzeysel işlenmesiydi. Üzerinde durulması gereken birçok duygu, olay ve karakter gelişimi hemen geçiştirilmiş gibiydi. Özellikle kitabın finali beni tatmin etmedi çünkü ucu açık bırakılmış hissi vardı. Kitap bittiğinde “eee şimdi ne oldu?” diye kaldım resmen.
Daphne karakterine gelirsek… Sanırım kitap boyunca en çok zorlandığım şey oydu. Gerçekten ne istediğini bilmeyen, kafası çok kolay karışan bir karakterdi. Jake gibi harika bir adamla birlikteyken bile sürekli geçmiş ilişkilerine dönmesi, Hugo’yla olan bağını koparamaması beni aşırı rahatsız etti. Üstelik Hugo sadece eski sevgilisi değil, aynı zamanda en yakın arkadaşı. Tamam, eski sevgililerle arkadaş olunabilir ama Daphne’nin sürekli onunla eski ilişkilerini konuşması bana hiç doğru gelmedi. Hele Jake’in buna bu kadar anlayış göstermesi… Açıkçası ben olsam aynı sakinliği koruyamazdım.
Jake ise kitabın net şekilde en sevdiğim karakteriydi. Gerçekten olgun, anlayışlı ve sevgi dolu biriydi. Kitaba devam etmemin en büyük nedeni de oydu diyebilirim. Çünkü Daphne ne kadar kararsızsa Jake de o kadar net ve gerçekçiydi. Aralarındaki ilişki aslında gayet güzel ilerliyordu ama Daphne’nin o kağıtlara ve yazılan sürelere bu kadar takıntılı olması beni delirtti. Sürekli kaderin peşinden gidip kendi mutluluğunu sabote ettiğini düşündüm. Kitap boyunca “biraz da kalbini dinle” demek istedim ona.
Bir de eski ilişkilerini okumamız vardı. Açıkçası bazı kısımlar gereğinden fazla uzatılmış gibiydi. Üstelik Daphne’nin geçmişte birlikte olduğu bazı karakterler gerçekten çok iyiydi ama o sürekli “süre dolacak” düşüncesine saplanıp ilişkileri yaşamak yerine bitişine odaklandı. Bu yüzden karaktere duygusal olarak yaklaşamadım. Çünkü ne zaman bir şeyler yoluna girse kendi eliyle bozuyormuş hissi verdi.
Buna rağmen kitabın tamamen kötü olduğunu söyleyemem. Özellikle arkadaşlık ilişkilerini sevdim. Yan karakterler hikâyeye sıcaklık katıyordu. Ayrıca Rebecca Serle’ın yazımı akıcı olduğu için kitap sizi sıkmıyor. Sadece ben daha derinlikli, daha duygusal ve daha tatmin edici bir hikâye bekliyordum. Konunun potansiyeli çok yüksekti ama bence yeterince iyi değerlendirilememiş.
Kısacası benim için büyük beklentiyle başlayıp orta karar biten bir kitap oldu. Eğer çok büyük beklentilerle başlamazsanız keyif alabilirsiniz çünkü gerçekten hızlı okunan, merak ettiren bir havası var. Ama karakter konusunda benim gibi fazla düşünürseniz Daphne sizi sinirlendirebilir söyleyeyim. Yine de Jake için bile okunur diyebilirim çünkü adam resmen kitabın en iyi detayıydı.