·296 syf.····Okunma: 25 Mayıs 2026 07:22 Kitap bittikten sonra ‘Keşke hikaye daha devam etseydi” dediğim etkileyici bir kitaptı. Geçtiğimiz senelerde kitabın basımının 25. yılıydı. Daha o zamanlarda okuma listeme eklemiştim. Ama okumak bu günlere kısmet oldu. Öyle bir denk geldi ki demek kitaplar da kendilerini okutturacakları günü biliyorlar. Neden böyle dediğimi birazdan açıklayacağım. Aslında inceleme bile yazmayı düşünmüyordum ama İstihbaratçı Sedat’ın yaşadığı bir durum bu günlerde yaşadığım bir durumdu. Kitap devam etseydi onun kalemi kırılır mıydı bilmiyorum ama benim kalemim bugün kırıldı.
Sedat’ın vurulmasıyla başlıyor hikaye desem doğru olur. O zamanların devrimci gruplarının hedefi oluyor ve kendini vuranı aramaya başlıyor. Bu arayış sırasında sevdiği kız da kayboluyor. Üstelik Sedat evli…
Kızın adı Mine. Sedat’ı öldürmeyi planlayanlardan biri de seviyor Mine’yi. Hatta kitapta öyle bir anlatıyor ki aşkın, devrimin önüne geçtiğini söylüyor.
Peki aslında Sedat’ı kim vurmuştu?
Bir aşkın kurbanı mıydı yoksa devrimcilerin hedefi mi?
Peki Mine neredeydi?
Bir ajan mıydı yoksa o da mı hedef olmuştu?
Ve asıl soru…
Çalıştığın kurum seni yalnız bırakıp kalemini kırar mı?
Evet, girişte bahsettiğim konu. Çalıştığı kurumda bazı iç çatışmalar da oluyor. “Vazgeçildim mi?” sorusunu soruyor Sedat da kendine.
Benim kendime sorduğum ve cevabını da bugün aldığım gün…
Keyifli okumalar…