Puan vermedi·524 syf.··
2026 16. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2026 00:00
Masumiyet Müzesi’ni bitirdiğimde, içimde hem çok ağır bir yorgunluk hem de Kemal’e karşı ne hissedeceğimi bilemediğim tuhaf bir şaşkınlık vardı. Kitap bittiğinden beri kendi kendime sorup duruyorum: "Bir insan birini bu kadar çok severse bu aşk mıdır, yoksa düpedüz bir delilik mi?" Kemal’in Füsun’a olan o marazi, o saplantılı tutkusu içimi öyle bir sıktı ki, okurken bazen "Yeter artık Kemal, kendine gel!" diye bağırmak istedim. Ama bir yandan da o aşkın büyüklüğü karşısında saygıyla eğilmekten kendimi alamadım. Füsun’un dokunduğu her şeyi, içtiği sigaranın izmaritini bile toplayıp onlardan bir müze kurmak… Bu nasıl bir yalnızlıktır, nasıl bir boşluktur ve en önemlisi, bir insanı eşyalar üzerinden yaşatmaya çalışmak nasıl bir çaresizliktir? Sayfaları çevirirken 70'lerin, 80'lerin o eski İstanbul’unun sokaklarında, dumanlı meltem kokularının arasında Kemal’le birlikte ben de mahvoldum. Beni asıl darmadağın eden şey, Kemal’in Füsun’u yanındayken bile aslında ne kadar çok özlediğini fark ettiğim o anlar oldu. Mutluluğun sadece o an yaşanırken değil, çok sonraları, elimizden kayıp gittiğinde anlaşılan bir şey olduğunu yüzüme tokat gibi çarptı bu kitap. O meşhur son cümleyi okuyup kapağı kapattığımda masadaki bardağa, duvardaki saate baktım; her şey birden anlam kazandı sanki. Masumiyet Müzesi bana aşkın sadece iki kişilik bir oyun olmadığını, insanın sevdiği uğruna kendi hayatını nasıl bir müzeye, nasıl bir hapishaneye dönüştürebileceğini kalbimi sızım sızım sızlatarak gösterdi.
Alıntı
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,4bin okunma
·
28 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.