Puan vermedi·80 syf.··
2026 4033. kitabı
Fatih Özgüven’le tanışma kitabım Küçük Burun oldu ve açıkçası daha ilk sayfalardan itibaren alışılmışın dışında bir kalemle karşı karşıya olduğumu hissettim. Kitabın kapağı nasıl ilk bakışta biraz tuhaf ve merak uyandırıcıysa, içindeki öyküler de aynı hissi veriyor. Ne tam anlamıyla gerçeküstü ne de tamamen gündelik… İkisi arasında gidip gelen, okurken insanı sürekli düşünmeye iten bir atmosferi var. Öyküler kısa kısa ilerliyor ama o kısacık anlatıların içinde oldukça yoğun duygular ve detaylar saklı. Fatih Özgüven sıradan insanları, sıradan anları anlatıyormuş gibi başlıyor ama sonra öyle bir cümle geliyor ki hikâyenin yönü değişiyor. Bir bakıyorsunuz aslında okuduğunuz şey sadece bir olay değil; insanın iç dünyasına, yalnızlığına, çocukluğuna ya da kırılgan taraflarına dokunan bir metne dönüşmüş. Kitapta özellikle çocuklarla ilgili öyküler beni daha çok etkiledi. O masumiyetin içine yerleşmiş gariplik hissi, yer yer huzursuz eden ama bir yandan da düşündüren detaylar vardı. Bazı öyküleri okur okumaz ne anlatmak istediğini hissettim, bazılarıysa kitabı kapattıktan sonra zihnimde dönüp durmaya devam etti. Hatta dürüst olmam gerekirse birkaç tanesini tam anlamıyla çözemedim bile. Ama sanırım bu kitabın olayı da biraz burada başlıyor. Her şeyi açık açık anlatan bir kitap değil. Okurun da metnin içine girip düşünmesini, boşlukları doldurmasını istiyor. Fatih Özgüven’in dili gerçekten kendine has. Yazıyla derdi olan, cümlelerini özenle kuran bir yazar olduğu çok belli. Bazı satırların altını çizmek istedim çünkü çok sade görünen bir cümlenin altında bambaşka bir duygu yatıyordu. Anlatımı klasik öykü kitaplarına benzemiyor; daha parçalı, daha tuhaf ama aynı zamanda çok canlı. Bu yüzden de bence tam anlamıyla “ya sev ya nefret et” tarzı bir kitap. Ortada kalmak zor. Kimisi “Bu neydi şimdi?” deyip bırakabilir, kimisi de benim gibi o garip hissin peşinden gitmek isteyebilir. Ben kendi adıma bazı öykülerden gerçekten çok etkilendim. Özellikle bittikten sonra bile aklımda kalan sahneler oldu. Her şeyi anlamasam da yazarın dünyasını merak ettim ve başka kitaplarını da okumak istiyorum. Çünkü bazen bir kitabı sevmek için her şeyi tamamen anlamak gerekmiyor; hissettirdiği şey yeterli oluyor. Küçük Burun da bende tam olarak böyle bir etki bıraktı.
Küçük BurunFatih Özgüven · Metis Yayınları · 201538 okunma
·
65 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.