·136 syf.····Okunma: 25 Mayıs 2026 22:55 Zülfü Livaneli’nin bu kitabı toplam sekiz öyküden oluşur. Öykülerde genel olarak insanın aidiyet arayışı, toplumsal varoluşu ele alınmaktadır. Beni en çok etkileyen öyküleri kısaca yorumlarsam;
Birinci Öykü,
Kitabın bence en etkileyici ve en bilinen öyküsüdür. Hatta Zülfü Livaneli kitabın ismini verirken üstad Yaşar Kemal'in dokunuşuyla, önerisiyle politik bir kitap ismi haline gelmiş. Hikayede yabancı ülkeye göç etmiş bir ailenin kimlik arayışı çocuğun yaşamı üzerinden anlatılmış. Çocuk ne tam olarak oraya ait olabilmiş ne de geri dönebilir durumda değil. Dolayısıyla arafta kalmış bir hikaye okuruz. Bunun yanında ötekine olan düşmanca tavrı da okuruz hikayede.
Dokuma İşçisi ve Şair Öyküsü
Yine en çok etkilendiğim ve bence kitabın en eleştirel, en vurucu politik mesajlarını içeren hikayesi bu olmuş. Bir işçi ile bir şairin hayatlarının kesişmesi anlatılır. Bu hikayedeki Şair "Aydın" ı temsil etmekte ve bu aydının emekten ne kadar uzak olduğu, görüntüde işçinin, emekçinin yanında gözükmesi, sanatının buradan beslenmesi ancak organik bağdan yoksun, tamamen duygusal mastürbasyondan ibaret bir Emek sevicisi (emicisi) bir karakter var karşımızda. Özetle emekten kopuk bir aydın hicvini okuruz.!!
Dördüncü öykü adında da anlaşılacağı üzere bir arpa boyu yol alamamak deyimini yansıtan bir hikaye.
Yedinci hikaye olan Üniforma, bence kitabın en sağlam öykülerinde biri. Buradaki üniforma otoriteyi temsil eden, adeta onun kolluk gücü olduğunu göstereen bir araç. Aslında üniformayla beraber kendi kimliğini kaybedip tam da otoritenin istediği biri haline gelmiş bir karakter üzerinden toplumsal rolleri eleştiren güzel bir hikaye olmuş.
Genel olarak hikaye arada kalmış , sıkışmış ya da sistem tarafından sıkışmaya zorlanmış, kendi kimliklerini yaşayamayan insanların sancılı öykülerini anlatmaktadır. Şimdiden iyi okumalar dilerim ...