#302978652 ;
Üç türlü insan vardır savaş meydanında okla yaralandığında okun ucunu kırıp savaşmaya devam edenler, oku hemen çıkarıp tedavi olanlar, bu ok nerden geldi nasıl geldi kim attı derken zaman kaybından ölenler. Kahramanımız Saniye bu üçüncülerden. Saniye’ye saplanan ok; toplumun kadına ikiyüzlü bakış açısının dayanılmazlığı ve Saniye’nin o okun ağrısı ile kendi hayal dünyasına çekilmesi hatta o ağrı ile var olması…
Hasan Basri ile bir adam arasında bir diyalog vardı işte kızımı kime vereyim diye soruyor Hasan Basri’ye oda diyor ki kızını eğer onu seven birine verirsen kızına iyi davranır yok Allah’tan korkana verirsen eğer sevmese bile ona iyi davranır. Korkunç değil mi bir adamın merhametine bırakılmak şimdi ben buradan kadınlar ayaklarının üzerinde durmalı edebiyatı yapmayacağım burada hayatın gerçeğinin ne kadar ortada olduğunu görmek korkunç olan kimse çıkıp hayır öyle değil diyemez buna ve saniye annesi tarafından Küçüklüğünden beri kimseye yük olma kızım diye büyütülmüş bir kız ona bu dünyada yer olmadığı içinde hayallerine kaçan bir kız o yüzden saniyenin bir şey kaybettiğini düşünmüyorum ben.. zaman kaybından değil de zamanı kafasına göre yaşayan kadın desek Saniyenin hakkını vermiş oluruz.
Daha önce okuduğum Ayşegül Genç’in kitabına çok benziyordu zaman kavramı olsun maden işçileri üzerinden varoluş kaygısına değinmek olsun ..
Bu yüzden bu kitap vesilesiyle günümüz Türk edebiyatı yazarlarının üslup skalasına baktığımızda zaman ve varoluş temalarının ironik bir biçimde aktarıldığı, Ahmet Hamdi, Şule Gürbüz gibi yazarlardan ziyadesiyle etkilenildiği ve tabii ki bilinç akışının anlatının omurgası olduğu çıkarımında bulunmak zor değil. Özgünlük nerde diye soracak olursak kurgunun inşa edilmesinde diyebiliriz.
İncelemenin tadı damakta kalıyor. Biraz daha uzun olmasını isterdim 🙈 Zira bilincinin akışında salınmayı sevenlerdenim.. 🩷 Emeğine, kalemine sağlık.. Kitabın hem ismi hem içeriği ilgi çekici.. Hoşgeldin Aybike'm.. 💞🌸✨