Konusu:
Larriet Belois, sıcak bir yaz günü giyotinin altında hayata gözlerini yumar. Ailesi, yeni İmparator tarafından vatana ihanet gerekçesiyle acımasızca katledilmiş ve en sona da o bırakılmıştır. Larriet ölürken İmparator Lupert'a lanet eder ama gözlerini yeniden açtığında kendini cennette değil, geçmişe dönmüş bir vaziyette bulur. (Biliyorum, bu konu artık bayıyor ama yapacak bir şey yok; yazarı, çizeri ben değilim sonuçta.)
Larriet durumunun farkına vardıktan sonra gelecekte nasıl kendini ve ailesini hayatta tutabileceğini düşünmeye başlar ve çözümü ileride imparator olacak çocukla, yani Lupert'la çok yakın bir ilişki kurmakta bulur. Eğer kendini yeterince sevmesini sağlarsa onun elinden gelecek olan ölümü engelleyebileceğini düşünür fakat işler sandığı kadar kolay hallolmayacaktır elbette.
Çünkü Lupert, henüz çocuk olduğu o dönemde kendisini destekleyebilecek kimsesi olmadığından ötürü diğer kardeşleri tarafından bir tehdit olarak görülmemek adına hayatını bir kız olarak sürdürmektedir. (Çünkü Lupert ve abisiyle ablasının anneleri farklı, ayrıca Lupert'ın annesi alt tabakadan bir dansçı olduğu için de işi ayrıca zor.)
Larriet ise ailesinin tüm itirazlarına rağmen bir şekilde saraya gitmeyi başarır ve kimsenin sevmediği en küçük, güçsüz prensesin nedimesi olmak istediğini söyler. Bu şekilde, her ne kadar Lupert'tan nefret etse de en başından itibaren onu destekleyecek ve ileride de kendisine merhamet etmesini umacaktır.
Şimdi ben bu webtoonu daha önce okudum. Tabii o zamanlar hâlâ devam eden bir seriydi. Sonunda tamamlandığı için de tekrardan okumak istedim. Bu arada hikâyeyi internetten fansub çevirileri ile okuduğumu da belirtirim; yani herhangi bir ad, vs. farklılığı varsa suçlusu kesinlikle ben değilim.
Aslında 폐하, 또 죽이진 말아주세요 1 (Your Majesty, Please Don't Kill Me Again/ Your Majesty, Please Spare Me This Time)'i eskiden bayağı bir seviyordum; yani aklımda iyi kalmıştı hep ama dönüp tekrar okuduğumda tamamen bambaşka bir görüş sahibi oldum. Evet, bu sefer pek sevemedim ne yazık ki. ┐(‘~`;)┌
Ya bayağı bir bölüme kadar fansub çevirisi o kadar berbattı ki bakıyorsunuz, karakterler çok ciddi bir şekilde bir şeyler anlatıyor ama siz bir halt anlayamıyorsunuz. İnanın, kaç sayfa o içi boş diyaloglarla bakıştığımı bir ben biliyorum. Sırf güzelim çizimlerine, panellerine odaklandım. Ayrıca daha önce okuduğum için evvelden gelen o eski sevgi ve yeniden başlamış olmanın getirdiği devam etme zorunluluğu yüzünden bırakmak gibi bir seçeneğim de olmadı.
Yayınevleri, buradan size sesleniyorum: Allah'ınızı seviyorsanız şu webtoona bir el atın da en azından ortaya Google Çeviri'den daha iyi bir performans çıksın. Hayır, Korece bilsem ben yapacağım da ben sadece Japonca biliyorum. Noooo
༎ຶ‿༎ຶ
Hikâye desen, affedin ama b*k gibiydi. Tabii böyle düşünmemde kötü çevirinin de büyük bir etkisi var; belki dilimize güzelce çevrilmiş olsaydı hikâyesini de daha iyi anlayabilirdim. Yine de bana kalırsa kurgudaki gizemler gereksiz yere uzatılmıştı ve bu konu hakkında bir şeyler yapması gereken Larriet hiçbir işi doğru düzgün yapamıyordu. Ana karakter o kadar salak, gereksiz ve vasıfsız bir eleman ki Lupert onu niye yanında tuttu, bu kıza niye deli divane âşık oldu, hiçbir anlam veremedim. Yahu gerçek bir Çin mantısı olsan inan bizim oğlana daha fazla katkın olurdu; hele ileride yaptığın şeyler kanserliğin de ötesinde. (Çin mantısı olayını anlamaya çalışmayın derim; o bizim Larriet'in lakabı gibi bir şey.)
Larriet ailesini korumalı ve Lupert'ın güvenini kazanmalı ama aynı zamanda geçmişte yaşanan şeyleri de öğrenmesi gerekiyor. Lupert tam olarak ne yaşadı da ileride böyle manyak bir imparator oluyor, ailesi nasıl bir belaya bulaştı da Lupert'ın gazabına uğradı ve tarihin tekerrür etmemesi için tam olarak ne yapması gerekiyor? Ama diyorum ya işte, Larriet bunlardan hiçbirini adam akıllı yapamıyor ve en sinir bozucu tarafı ise bu kadar beceriksiz olmasına rağmen bir şekilde Lupert'ın sempatisini kazanmayı başarıyor. Abi nasıl ya, nasıl?
Zaten aldığı kararlara, tavır koyması gereken kişilere hâlâ nazik ve iyi davranırken aslında öyle davranmaması gereken tek kişiye etmediğini koymadığına, ailem ailem diye ölüp biterken gerçekleri öğrendikten sonra bile akıllanmayışına değinmiyorum hiç. Bu hikâyede yanan taraf Lupert'dan başkası değildi.
Seride sevdiğim tek bir şey biliyor musunuz? O da Lupert. Onun hayatta kalmak için küçüklüğünü bir kız çocuğuymuş rolü yaparak geçirmesi bence oldukça farklı ve ilgi çekici bir durumdu. Annesinin hikâyesi, simyayla olan ilişkisi, Tory ile arasındaki bağ ve imparator olmak istemesinin asıl amacı bana kalırsa hikâyedeki en mantıklı ve güzel şeylerdi. Ben şahsen tüm bunlara daha fazla değinilmesini tercih ederdim.
Aslına bakarsanız Larriet'in hikâyesi kötü değildi, sadece sahip olduğu potansiyel doğru kullanılamamıştı. Karakter bu kurguyu taşıyabilecek yeterlilikten, zekâdan ve beceriden yoksundu. Eğer ki onun yerinde bir başkası ana karakter olsaydı kesinlikle bu seriden daha çok keyif alırdım.
Üstelik biz her şeyi onun bakış açısından görüyoruz. Larriet ne geçmişte ne de gelecekte hiçbir şey bilmiyor, dolayısıyla bizim de hiçbir şeyden haberimiz yok. Ne yapması gerektiğinden emin değil, o da neredeyse hiçbir şey yapmamayı seçiyor. Lupert'a olan öfkesi o kadar fazla ki onunla yakınlaşması gerekirken sürekli içinden onu öldürme hayali kuruyor ya da ona sövüyor. Kızım, sen ne yapacağına karar vermiştin hani? Madem öyle, canın ailen için gerçekten çabalasana.
Hadi son kısımda ona biraz hak versem dahi Lupert'ın geçmişine bizzat onun yanındayken şahit olmasına karşın aynı öfkeyi o kadar uzun süre muhafaza etmesini bir türlü anlayamadım. Sonuçta ne Lupert sebepsiz yere kötü olan biri ne de kızın ailesi aslında düşündüğü gibi masum. E, o zaman derdin ne değil mi? Çelişki bir yere kadar olur ama onunkisi çok fazlaydı.
Bu arada eğer ki 폐하, 또 죽이진 말아주세요 1 (Your Majesty, Please Don't Kill Me Again'i/ Your Majesty, Please Spare Me This Time'ı) okumaktaki amacınız romantizm ise yanlış yere geldiniz; çünkü burada aşk tek taraflı. Bakın size yalan söylemiyorum, Larriet olacak salak neredeyse son bölüme kadar hislerine karşı üç maymunu oynadı, olan da garibim Lupert'a oldu. Canım benim ya, o kız seni hiç hak etmiyor.
Yani her ne kadar geçmişte bu seriyi hangi akla hizmet sevdiğimi bilmesem de sevdiğim ve biricik Lupert'ım için veriyorum bu puanları; yoksa hiç hak etmiyor. Eğer ki bir gün düzgün bir yayınevi tarafından yayınlanırsa ancak okumanızı tavsiye ediyorum. Gerçi öyle bile çok önermem ya, neyse. O zaman başka incelemelerde görüşünceye dek hoşça kalın.
Malum internet sitelerinde fansublar tarafından çevriliyor, henüz herhangi bir yayınevi tarafından basılmadı. Ama biraz eski bir seri olduğu için olsa gerek çoook büyük bir kısmı resmen Goggle amacının el emeği gibi duruyordu 😅