1959 yılında yayımlanan Aylak Adam, modern Türk edebiyatında önemli bir yere sahip. Calışmayı sevmeyen ve miras yiyen kentli bir aylak aydının iç hesaplaşmasını konu alıyor. Ana fikir bayağılık" ve "alışkanlıklar" üzerine kurulu bir düzen, insanın özgünlüğünü öldüren bir hapishane gibi verilmesidir. Klasik okurlar için akıcı olasa da yeni başlayanlar için sade ama yorucu bir dili var.
Eser; Kış, İlkyaz, Yaz ve Güz olmak üzere dört mevsimlik bir döngüde ilerler. Her mevsim karakterin bir daha geç kalmışlığını ortaya koyar. Psikolojik bir bilinç gezisi sunan roman çaresizlik ve tutunamama hissini yaşatır.